Eğitimin sonunda okul müdürümüz katılanlara teşekkür konuşması yaptı ve gelecek yıl bu eğitimin daha geniş kapsamlı olarak uygulamalı yapılmasını istedi. Bizde bu konuda her türlü desteği vereceğimize söz veriyoruz. Dünyada arı sayısı bakımından 2. sırada, üretimde ise gerilerde olmamızın önüne ancak eğitimle gecebileceğimiz inancımız vardır ve bu konuda her türlü çalışmayı bu güne kadar yapmaya çalıştığım gibi bundan sonra yapmayada ömrüm yettiğince hazırım.
29 Mayıs 2008
EĞİTİM SEFERBERLİĞİ...
Türkiye'de gecen hafta bir ilki başlatarak ilköğretim okullarında arıcılık eğitimine başlamıştık. Zamanımız el verdiğince diğer okullarda da bu uygulamaya devam edeceğiz, bu uygulama sadece ilimizle sınırlı değil, diğer illerdede uygulanacak. Bu günde Ormanlı lisesi öğrencilerine arıcılık ve arı ürünleri hakkında bilgiler verdik.
Öğrencilerin yanında öğretmenler, belde belediye başkanı, PTT müdüresi ve okul aile birliği yöneticileride katıldı.
Slaytlar eşliğinde yaptığım sunumda öğrenciler çok dikkatlice dinlediler ve sonunda bir çoğu teşekkür ederek bu konuda çok faydalı bilgiler edindiklerini söylediler ve arıcılığa nasıl başlayabileceklerini sordular. Bu sorular çok hoşuma gidiyor demekki hiçbir emek boşa gitmiyor, kararlı bir şekilde devam edersek Ülkemiz arıcılığına çooook şey kazandırabiliriz....
21 Mayıs 2008
BAKACAK KADI ARICILIK KURSU...
.
13 Mayıs 2008
TÜRKİYE'DE İLK...
Uzun yıllar arıcılık eğitimi veren birisi olarak elimden geldi kadar değişik ülkelerde neler olduğunuda takip etmeye çalışıyorum. En çok ilgimi çeken yurt dışında öğrenciler rehber öğretmenler nezaretinde arılıklarda kamp yaparak arı ve arı ürünlerini tanıma eğitimleri olmuştu. Ülkemiz dünyanın en genç nufusuna sahip olduğunu düşünerek neden bunun bizde olmadığının eksikliğini yaşadım. Bu düşüncemi Ereğli Milli Eğitim Müdürümüz sayın Turan AKPINAR'a anlattım ve tüm okul müdürleriyle görüşeceğini bu konunun önemli olduğunu söyledi. Ormanlı İlköğretimokulu müdürü sayın Mustafa ÜNAL havaların müsait olduğu bu mevsimde proğramını yaptı ve bu gün öğrencilere arı ve arı ürünlerini uygulamalı olarak anlattık.
.JPG)
Okul müdürü Mustafa ÜNAL yaptığı açılış konuşmasından sonra bende öğrencilere arıcılık konusunda slaytlarla bilgiler verdim, daha sonra Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Turan AKPINAR konuşmasını yaptı. Konuşmaların ardından servis araçlarına binerek öğrencilerle uygulamanın yapılacağı arılığa gittik.
Toplantı salonunda Milli eğitim müdürümüz sayın Turan AKPINAR, İlçe Tarım müdürümüz Hakan TEKİN, Zir. müh. İmdat AYDIN, çok programlı lise müdürü, Karaelmas ünüversitesi öğretim üyelerinden Doç.Dr. İrfan KANDEMİR, Yar.Doç.Dr. Burak ÇOBAN, okul aile birliği yöneticileri öğretmen ve öğrenciler vardı. Katılımcılara konuşmalardan sonra slaytlar eşliğinde arıcılık ve arı ürünleri hakkında bilgiler verdim. Öğrenciler çok dikkatli şekilde dinlediler ve güzel sorular geldi. En güzel tarafı ailesi arıcılık yapanlar aileleri ile yaşadıklarını büyük heyecanla anlatmalarıydı.
Arılıkta nasıl hareket edileceği hakkında gerekli bilgileri verdim. Hayatında ilk defa arı kovanı görecek olanların heyecanı görülmeye değerdi. Maskeleri giyerek kovan açmak için hazırlandık. Eğitim amaçlı maskeleri ve körüğü temin eden TEMEL PETEK firması sahiplerine teşekkürler...

.JPG)
Okul müdürü Mustafa ÜNAL yaptığı açılış konuşmasından sonra bende öğrencilere arıcılık konusunda slaytlarla bilgiler verdim, daha sonra Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Turan AKPINAR konuşmasını yaptı. Konuşmaların ardından servis araçlarına binerek öğrencilerle uygulamanın yapılacağı arılığa gittik.
Uygulamada ise kovanın nasıl açılması gerektiğinden başlayarak, arı ailesi yaşantısı, ana arının yumurtlaması, arıların doğumu, polen taşıyan arılar ve balın nasıl olduğu hakkında bilgiler verildikden sonra uygulamalı olarakta arı sokmasını, sokulunca iğnenin nasıl çıkartılacağını ve nelerin yapılması gerektiğini gösterdim.
Başlamadan önce ve iş bitiminde günün hatıra fotoğrafını çektik. Aradaki fark en güzel şekilde yansımıştır. İşte başarmanın mutlu sonu...GELECEĞİMİZİN TEMİNATI OLAN BU GENÇLERE HAYAT BOYU MUTLULUKLAR VE BAŞARILAR DİLERİM...
9 Mayıs 2008
HIDRELLEZ...
Hıdrellez; Bizim kültürümüzde bahar bayramı olarak kutlanır. 6 Mayıs her yerin yeşerdiği tabiatın nimetlerini bolca verdiği güzel günlerin başlangıcıdır. Bu bayram değişik yörelerde değişik şekilde kutlanır. Bizim yöremizde de kutlama etinlikleri çok neşeli olur. Hatta uzaklarda yaşayanlar bile memleketine gelerek bu bayramı dolu dolu yaşamaya çalışırlar.
Bizde bu bayramı Ereğli Karakavuz köyündeki dostlarımızla birlikte kutladık. Yaptığımız program çok neşeli bir şekilde geçti. Karaelmas ünüversitesi Ereğli eğitim fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Erdal ÇOŞKUN ve eşi Yrd.Doç. Tülin ÇOŞKUN, ZKÜ Biyoloji bölümünden sayın Doç.Dr. İrfan KANDEMİR, kimya bölümünden Yrd. Doç. Dr. Burak ÇOBAN ve Biyoloji bölümünde doktorasını yapan Ayça ÖZKAN ile beraber Karakavuz köyündeki Hıdrellez bayramına katıldık, akşama kadar köyde ve ormanlık alanlarda hoşca vakit geçirdik.
Karakavuz köyünde iki tane kıraathane (kahve) bulunuyor, çok hoşumuza giden bir yazı her iki kıraathanede asılıyor (BURADA SİGARA İÇMEK YASAKTIR).

Bu köyde yaşayan 75 yaşındaki Makbule CAN teyza 90 kovanla arıcılık yapıyor, amatör olarak yağlı boya resim çiziyor ve bahçesinde akla gelecek her türlü meyva sebzeyi kendisi yetiştiriyor. Poşetlere doldurduğu topraklarda ceviz, kivi, armut, incir, üzüm gibi değişik fideler yetiştiriyor. Sayın dekanım gibi bizlerde bunları görünce çok mutlu olduk ve çalışma şevkimizi artırdı.

Bu köyde yaşayan 75 yaşındaki Makbule CAN teyza 90 kovanla arıcılık yapıyor, amatör olarak yağlı boya resim çiziyor ve bahçesinde akla gelecek her türlü meyva sebzeyi kendisi yetiştiriyor. Poşetlere doldurduğu topraklarda ceviz, kivi, armut, incir, üzüm gibi değişik fideler yetiştiriyor. Sayın dekanım gibi bizlerde bunları görünce çok mutlu olduk ve çalışma şevkimizi artırdı.

Ormanlık alanda arılarımız için bol miktarda orman gülü var, onlarında fotoğrafını çektikten sonra Makbule teyzemizi evine bıraktık. Yaptığı resimlerden birisini sayın Tülin ÇOSKUN hocama hediye etti. Daha sonra yine bu köye gitmek için program yaparak oradan ayrıldık. Bir gün olurda yolunuz düşerse bu güzel köyü ve güler yüzlü insanları mutlaka görün derim.
8 Mayıs 2008
KTÜ'de PANEL...
Karadeniz Teknik Ünüversitesi (KTÜ) Trabzon. Fen Edebiyet Fakültesi öğretim üyesi sayın: Doç.Dr. Sevgi KOLAYLI gecen hafta (27 nisan 2008 Pazar) ARICILIK VE ARI ÜRÜNLERİ konulu paneli düzenledi. Benimde davet edildiğim panelde açılış konuşmasını ve oturum başkanlığını Doç.Dr.Sevgi KOLAYLI hocam yaptı.

Panelde sırasıyla; Açılış Konuşması Doç. Dr. Sevgi KOLAYLI (KTÜ), Doç. Dr. Murat KÜÇÜK (KTÜ), Yük.zir.müh. Gülten BULUT Ordu Arıcılık Araştırma Müdürü “Arı ürünlerinde ilaç kalıntılarında sınırlamalar”, Selahattin GÜNEY “Arı ürünleri üretim teknikleri”, Dr. Cemalettin BALTACI “Bal analizleri ve Standardizasyon”, İdris ÇEVİK “Pazarlama ve İhracat”, Zekeriya AYDIN Trabzon İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı“Arıcılık Kayıt Sistemi”, Oktay YILDIZ “Projeler ve Destekler”, konularında katılımcılara bilgiler verdiler.
Yapılan konuşmaların ardından Akşam yemeği için Maçka ilçesinde bulunan Zigana dağına çıktık, oradaki güzelliği anlatmak imkansız ama yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin.
Sevgi hocama ve değerli eşi İlyas hocam dünya tatlısı çoçuklarına ve konuştuğumuz herkese bize gösterdikleri sıcak ilgi ve güler yüzlerinden dolayı saygılarımı iletiyorum.
ARICILIK VE ARI ÜRÜNLERİ PANELİ SONUÇ BİLDİRGESİ
27 Nisan 2008 tarihinde KTÜ Osman Turan Kültür Merkezinde akademisyen, üretici, esnaf ve arıcılık tedarikçi firmalarının katıldığı “ARICILIK VE ARI ÜRÜNLERİ” konulu panelin sonucunda şu bildirge kaleme alınmıştır.
* Türkiye’de yüksek olan bal maliyetlerinin düşürülmesi için kovan başına düşen bal miktarının artırılması gerekmektedir. Bu ancak doğru ve tekniğine uygun arıcılıkla mümkün olup, bu doğrultuda yoğun eğitimler düzenlenmelidir.
*Bal ithalatı en kısa sürede durdurulmalıdır.
*Üreticiler diğer Avrupa ülkelerindeki destekler de göz önüne alınarak desteklenmelidir.
*Üreticilerin birlikler ve/veya şirketler nezdinde gruplaşmaları teşvik edilmelidir.
*Balın ve diğer arı ürünlerinin sağlık alanındaki rolü vurgulanarak kişi başına düşen bal tüketiminin artırılması teşvik edilmelidir.
*Alternatif tıptaki kullanım alanları bilimsel ortamlarda araştırılmalı, akademik düzeydeki arı ürünleri konulu çalışmalara hız verilmelidir.
*Bal dışındaki diğer arı ürünlerinin üretimi teşvik edilmelidir.
*Arıcılık kayıt sistemi hızlı bir şekilde oturtulmalıdır.
* Arıcılıkta ilaç kullanımına dikkat edilmeli,sertifikalı ilaçlar kullanılmalı, kalıntı bırakan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır.
* Gezginci arıcının nakliye girdisinin düşmesi için çiftçilere sağlanan ucuz mazot arıcıya da sağlanmalıdır.
* Arıcılar/arıcı birlikleri üretim tesisleri kurmaları için proje geliştirmeli, geliştirdikleri projelere ilişkin yararlanabilecek fonlardan (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı –Kırsal kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi; AB fonları; Dünya Bankası fonlar vs…) faydalanmalıdır.
* Piyasada mevcut hileli arı ürünlerinin ilgili Bakanlık ve Kontrol laboratuarlarında incelenmesi ve kamu oyuna teşhiri sağlanmalıdır.
27 Nisan 2008 tarihinde KTÜ Osman Turan Kültür Merkezinde akademisyen, üretici, esnaf ve arıcılık tedarikçi firmalarının katıldığı “ARICILIK VE ARI ÜRÜNLERİ” konulu panelin sonucunda şu bildirge kaleme alınmıştır.
* Türkiye’de yüksek olan bal maliyetlerinin düşürülmesi için kovan başına düşen bal miktarının artırılması gerekmektedir. Bu ancak doğru ve tekniğine uygun arıcılıkla mümkün olup, bu doğrultuda yoğun eğitimler düzenlenmelidir.
*Bal ithalatı en kısa sürede durdurulmalıdır.
*Üreticiler diğer Avrupa ülkelerindeki destekler de göz önüne alınarak desteklenmelidir.
*Üreticilerin birlikler ve/veya şirketler nezdinde gruplaşmaları teşvik edilmelidir.
*Balın ve diğer arı ürünlerinin sağlık alanındaki rolü vurgulanarak kişi başına düşen bal tüketiminin artırılması teşvik edilmelidir.
*Alternatif tıptaki kullanım alanları bilimsel ortamlarda araştırılmalı, akademik düzeydeki arı ürünleri konulu çalışmalara hız verilmelidir.
*Bal dışındaki diğer arı ürünlerinin üretimi teşvik edilmelidir.
*Arıcılık kayıt sistemi hızlı bir şekilde oturtulmalıdır.
* Arıcılıkta ilaç kullanımına dikkat edilmeli,sertifikalı ilaçlar kullanılmalı, kalıntı bırakan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır.
* Gezginci arıcının nakliye girdisinin düşmesi için çiftçilere sağlanan ucuz mazot arıcıya da sağlanmalıdır.
* Arıcılar/arıcı birlikleri üretim tesisleri kurmaları için proje geliştirmeli, geliştirdikleri projelere ilişkin yararlanabilecek fonlardan (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı –Kırsal kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi; AB fonları; Dünya Bankası fonlar vs…) faydalanmalıdır.
* Piyasada mevcut hileli arı ürünlerinin ilgili Bakanlık ve Kontrol laboratuarlarında incelenmesi ve kamu oyuna teşhiri sağlanmalıdır.
*Bal dışındaki diğer arı ürünlerine de teşvik verilmeli, verilecek teşvikler ürünlerin kaliteleri doğrultusunda değerlendirilerek verilmelidir.
*Ülkemizde mevcut arıcılık potansiyeli Göz önüne alınarak Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde “Arı ve Arı Ürünleri Araştırma Merkezi” kurulması yönünde bir çalışma yapılmalıdır.
Doç. Dr. Sevgi KOLAYLI - KTÜ. Kimya Bölümü, Biyokimya Anabilim dalı
Doç. Dr. Murat KÜÇÜK - KTÜ. Kimya Bölümü, Biyokimya Anabilim dalı
Dr.Cemalettin BALTACI-Trabzon İl Kontrol Laboratuvarı
Öğr.GörOktay YILDIZ - Giresun Üniversitesi-Şebinkarahisar MYO.,Gıda Teknolojisi Prog.
Gülten BULUT - Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü
Selahattin GÜNEY- Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği
Zekeriya AYDIN -Trabzon ili Arı Yetiştiricileri Birliği
Avni HALİLOĞLU - Doğu Karadeniz İhracatcılar Genel Sekreterliği üyesi
*Ülkemizde mevcut arıcılık potansiyeli Göz önüne alınarak Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde “Arı ve Arı Ürünleri Araştırma Merkezi” kurulması yönünde bir çalışma yapılmalıdır.
Doç. Dr. Sevgi KOLAYLI - KTÜ. Kimya Bölümü, Biyokimya Anabilim dalı
Doç. Dr. Murat KÜÇÜK - KTÜ. Kimya Bölümü, Biyokimya Anabilim dalı
Dr.Cemalettin BALTACI-Trabzon İl Kontrol Laboratuvarı
Öğr.GörOktay YILDIZ - Giresun Üniversitesi-Şebinkarahisar MYO.,Gıda Teknolojisi Prog.
Gülten BULUT - Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü
Selahattin GÜNEY- Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği
Zekeriya AYDIN -Trabzon ili Arı Yetiştiricileri Birliği
Avni HALİLOĞLU - Doğu Karadeniz İhracatcılar Genel Sekreterliği üyesi
2 Mayıs 2008
EKMEĞİNİ TAŞDAN ÇIKARANLAR...
Karadeniz -Ereğli, Zonguldak ilinin şirin bir ilçesi. Bu ilçenin en yüksek köyü olan Velidağı köyü, kışın kar yağınca şehirle olan iletişimi kar nedeniyle ulaşıma kapanıyor.Köyde yaşayan insanlar ekmeğini taşdan çıkarıyorlar. Köyün dağlık arazisinde bulunan kayalardan uzun çalışmalar sonunda çıkarılan taşlar yontularak yufka ve ekmek pişirmek için satılıyor. Bu taşların çıkartılması kadar hazırlanmasıda çok zahmetli ve uzun süre alıyor. Bir günde ancak bir veya iki adet taşın çıkarılabildiğini öğrendik. Taşlar kayalardan kazma ile sökülerek 10-15 santim kalınlığında koparılıyor, sonra katırların sırtında uzunca sayılacak bir yolculuktan sonra köye taşınıyor. Bundan sonraki işler ise zaman ve sabır istiyor çünki:
Köye getirilen taşlar uzun süre suda bekletilerek yumuşatılıyor, daha sonra kesere benzeyen özel aletlerle yontularak 3-4 santim kalınlığa kadar indiriliyor. Hafif ateş üzerinde kızdırılarak üzerine yağ sürülüp kullanılır hale gelmesi için alıştırma denilen bir işlemden sonra kullanılıyor. Bu taşın üzerinde pişen yufkaların ve ekmeklerin (serme) lezzeti bir başkadır. Bu taşlar son zamanlarda etin daha lezzetli pişirilmesi amacıyla ızgara olarakta kullanıldığını belirteyim. Elemeği göz nuru veya EKMEĞİNİ TAŞTAN ÇIKARMAK işte buna denir. Ereğli Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu bu köyde arıcılık kursu düzenledi, bende bu akşam kursu vermek üzere oraya gideceğim. Burada yapılacak olan güzel çalışmaları zaman içerisinde yazacağım.
20 Nisan 2008
GELECEĞİN ARICILARI...
Karaelmas Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi öğrencileri ile başladığımız arıcılık kursunda bu güne kadar anlatılanların arılıkta uygulamasını yaptık. Bu uygulamada Kdz.Ereğli Halk Eğitim ve Akşam Sanat Okulu müdürümüz Sayın Kenan ÖZKAN ve Kdz.Ereğli İlçe Tarım Müdürümüz Hakan ÇETİN de yaptığımız çalışmaları yerinde gördüler. Ayrıca Ulusal basın ajansları ve yerel televizyon muhabirleride çalışmaları takip ettiler.Kovan açılmadan önce öğrencilere arılıkta nasıl hareket edileceğini anlattım, bu kısa sohbetin ardından arılığa girdik. Bir çok kişinin arıdan korkuyor olmasına rağmen bu arkadaşlarımız maske giymeye bile gerek görmeden kovanın başındaki çalışmalara katıldılar. Elbette buradan aldıkları pratik ve teorik bilgilerle arıcı olamayacaklar ama, en azından bu genç yaşlarında arıyı, arı ürünlerini ve arıların tabiattaki görevlerini çok iyi kavramış olarak bundan sonra atılacakları meslek hayatlarında gidecekleri yerlerde çok büyük faydaları olacaktır.

Kovan kontrolüne başladığımızda her arkadaşın heyecanı benide mutlu etti. Çünkü çerçeveler elden ele dolaşarak herkes kendince yorumunu yaptı, ana arı, günlük yumurta, balın konduğu gözler ile polen stoklarını gördüler ve arılardan korkulmaması gerektiğini gösterdiler. Kovan başındaki çalışmamız bittikten sonra polen kapanlı kovanlarda toplanan polenin nasıl alındığını kontrol ettik. Tabiki tadına bakmadan olmazdı... Taze polenin tadı ve kalitesi bir başka oluyor.

Öğlen yemeğimizi piknik havasında yedikten sonra bulunduğum yerdeki ormanlık alanda 2 saatlik güzel bir yürüyüş yaptık, bu yürüyüş esnasında da ormanlık alanda bulunan ballı bitkileri tanıdık. Arkadaşlarımızda şehirden uzak tabiatla başbaşa güzel ve yorucu bir gün geçirmiş oldular. Tabiki bu güzel anıda fotoğraflamadan olmazdı.
Geleceğimizin teminatı olan bu pırıl pırıl gençlerimize bundan sonraki hayatlarında da her şeyin gönüllerince olmasını dilerim.
15 Nisan 2008
OBESON UYGULAMASI...
Konu ile ilgili video görüntüleri uzun olduğu için videolarım bölümündan izleyebilirsiniz. Bir çok ilden kullanımla ilgili bana gelen sorulara cevap olacaktır. Ürünün içeriğinde Timol (kekik yağı) olduğu için
kokusundan dolayı uygulamanın akşam üzeri tarlacı arıların kovana döndüğü saatlerde olması arıları telaşlandırmıyor. Benim kovanlarımda yaptığım uygulamada kovan havalandırmasının iyi olduğu için arılarda herhangi bir telaşlanma olmadı. İlk uygulamadan sonra arılardaki varroa sayısı ise tespit edilemedi, çünki varroalar düşmüştü. Buna rağmen kapalı gözlerde varroa kalma ihtimaline karşıda ikinci uygulama yapıldı. Böylece tedavi süresi 4-6 haftaya kadar sağlanmış oldu. Konunun videosu için, Tıklayınız.
14 Nisan 2008
AMERİKA'DAN MİSAFİRLERİMİZ...
Önceki yıl sonbaharda Ülkemize gelen Dawn ve eşi Jerry NİXON ile yaptığımız arılık ziyaretleri
ve Zonguldak gezisinden çok memnun kalmışlardı. Bu yıl daha çok güzellikleri görmek için ilkbaharda gelmeye karar verdiler, ama bu sefer 4 kişi olarak geldiler. Önümüzdeki yıllarda bu sayıyı artırarak iyi bir arı safari düzenlemiş olacağız. Bu vesile ile Ülkemiz arıcılığını ve kültürümüzü tanıtma fırsatını biraz olsun yakalamış olacağız. Bu gezide her zaman olduğu gibi Doç. Dr. İrfan KANDEMİR eşi Biyolog Dr. Gaye KANDEMİR hocam tercümanlık ve rehberlik görevinde yardımcı oldular.
Dawn Amerikada arıcılık yapıyor ve güzellik balı adı altında bir markası var. Eşi Jerry ise arı tutma şirketi kurmuş, yani bizim
buralarda eşek arısı evlerin çatısında, tarlanın kenarında, duvar deliklerinde veya her hanki bir yerde yuva yaparda bizler ya yakarız yada bir şekilde imha ederiz ya... İşte Bu Amerikada yasak bu iş için kurulan şirketler var saati 70 dolar ödersiniz şirket görevlisi gelir çatıdamı, tarladamı her nerdeyse onu usulüne göre alır uzak bir orman alanında bırakır. Tabiatın dengesi korunmuş olur. Eğer bu sahipsiz bir bal arısı ise o zaman şirket bu arıyı satabilir veya kendisi saklar. Dawn sohbetimiz esnasında janter kafesi aldığını ama kullanamadığını söyledi bende tam aksine çok iyi olduğunu söyleyince muhabbetin seyri değişti. Değerli kardeşim Adnan İLİK hemen bize janteri getirdi bizde nasıl kullandığımızı anlattım. Dawn buna çok sevindi dönüşte mutlaka kullanacağını söyledi. 
Adnan Kardeşimizin evinin önündeki kamelyada kuş seslerini dinlerken yorgunluk çaylarımızı içtik. Arılığında bir kaç kovan kontrolü yaptık. Arıların bizi sokmamasını çok sevdiler ve arılarımızın sakin olduğunu söylediler.
Gezimizden kısa bir video görüntüsü, Ereğli'nin güzel köyü karakavuz'da Adnan İLİK ve eşi tarafından ağırlandık. Arılığında kovanları kontrol ettik, bize karşı gösterdikleri inanılmaz misafirperverliğe sonsuz teşekkürler.
Dawn Amerikada arıcılık yapıyor ve güzellik balı adı altında bir markası var. Eşi Jerry ise arı tutma şirketi kurmuş, yani bizim
Adnan Kardeşimizin evinin önündeki kamelyada kuş seslerini dinlerken yorgunluk çaylarımızı içtik. Arılığında bir kaç kovan kontrolü yaptık. Arıların bizi sokmamasını çok sevdiler ve arılarımızın sakin olduğunu söylediler.
Zaten bölgemizin ege tip arısı çok iyi huyludur. Birkaç kovana baktıkdan sonra birazda propolis muhabbetimiz oldu, kovanlardan epeyçe topladık. Bu kadar yol geldik epeyce kovan karıştırdık üç arılık gezdik artık yemek zamanı gelmiştir. Adnan kardeşimiz ve eşi sağolsunlar çok güzel bir masa hazırladılar, bizde hiç itiraz etmedik, Allah ne iştah vermiş bize be... Misafirlerimizden birisi vejeteryan olduğunu söyledi onun için ona ayrı yemek verildi. Bizim için farketmiyor ne varsak ziyan olmasın diye gayret ettik.
Tabiatın tüm güzel renklerinin bulunduğu, İnsanlarının yüz dostu değil GÖNÜL dostu olduğu, Karakavuz köyü sarıçiçek mahallesindeki kardeşim Adnan İLİK'e ait ALTIN BAL arı, bal, polen ve arısütü üretim çiftliği. Bu cennet misali güzel yerde tüm ailesi ile huzur ve sağlık dolu bir hayat sürmesini dilerim
Gezimizden kısa bir video görüntüsü, Ereğli'nin güzel köyü karakavuz'da Adnan İLİK ve eşi tarafından ağırlandık. Arılığında kovanları kontrol ettik, bize karşı gösterdikleri inanılmaz misafirperverliğe sonsuz teşekkürler.
11 Nisan 2008
KARAELMAS DİYARINDAKİ ELMASLAR...
Fotoğrafta ön sıra soldan sağa: Mehmet DOĞAN (Ankara), Güven ÖZSOY (Kdz.Ereğli), Gül HAMZACEBİ (Trabzon), Kübra EREN (Trabzon), Fatma BAŞOĞLU(Samsun).
Ortadakiler: Zeynep MUTLU (Aksaray), Esra DİNÇ (Trabzon), Havva Ebru TOSUN (Zonguldak), Fatima YILDIZ (İsparta), Reyhan DEMİR (Samsun), Kadriye ÇITIR (Zonguldak)
Ayaktakiler: Ünal BAYRAM (Van), Ali KAVAK (Bartın), Sedat ÇETİNOĞLU (Sakarya), Kurtuluş ŞİMŞEK (Tokat), Murat NAMAZ (Düzce), Muhammet MERT (karabük), Hasan ZENGİN (Sinop)
9 Nisan 2008
VARROA MÜCADELESİ...
Varroa mücadelesinde çok değişik yöntemlerin uygulandığını biliyoruz. Mücadelede en önemli
konu ise insan sağlığına zarar vermeyen ilaçların kullanılması gerektiğidir. Önceki yıllarda oxalic acid (oksalik asit) kullanmak istedim, bir kaç kimyacı ile görüşdüğümde hayretler içinde kaldım. Deri tabahlanmasında veya başka amaçlarla kullanılan ve kilosu 3 ytl den satılan ürünün yanında kilosu 32 euro ya satılan ve Almanyadan gelen oxalic acid olduğunu öğrendim. Bunun yanında formik asit araştırmamızda ise % 85 lik formulde olanı aradık meğerse piyasada satılanlardan çok para kazanmak için sulandırıldığını ve üzerindeki beyanların tutmadığını öğrendik. Bu konuda tüm arıcılarımızın çok akıllıca hareket ederek özellikle arılar için üretilmiş olan ürünlerin kullanılmasını tavsiye ederim. Biliyoruz ki piyasada satılan birçok ilaç insanlarda kanserojen olduğu gibi arılarda da ana kaybına veya kısırlığa neden olmaktadır. Hem tüketicilerin hemde arılarımızın sağlığı çok önemlidir. Biz arıcılar olarak işimize ne kadar özen gösterirsek piyasadaki itibarımız o kadar artar.

İlimizde arıcılık yapan değerli dostum Ali Yücel ERGİN arılarının bakımında çok titiz olduğunu biliyorum, bu nedenle yaptığı her çalışmadan benide haberdar eder. Sanovel firması tarafından önceki yıl piyasaya sürülen OBESON adlı varroa ilacınıda bir kaç kovanında deneme amaçlı kullandı. İlacın aktif maddesi TİMOL (kekik yağı).
6 Nisan 2008
ARTIK ŞURUP KAYNATMAK YOK...
Dünya ülkeleri arasında arıcılıkta en üst seviyede olmamıza rağmen bir çok alanda yeterli hıza ulaşamadık diye düşünmeyin, çok hızlı gelişmeler oluyor. Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş. ÇUMRA ŞEKER FABRİKASI tarafından Doğal
pancar şekerinden üretilen pastörize ARI ŞURUBU piyasaya sürüldü. Çumra şeker fabrikasının üretim tesislerini gezmiştim, el değmeden son derece hijyen şartlarda üretim yapılıyor...Eminimki Türkiye arıcılığında büyük boşluğu dolduracak, Sonbaharda aynı fabrikanın ürettiği Fondan şekerini kullandık ve kullanan tüm arıcılarımız memnun. En azından içerisinde hiçbir katkı maddesinin olmaması arıların hastalıklara yakalanmasını azalttı. Herkesin bildiği gibi bazı illerde yavru çürüklüğü hastalığı var dolayısıyla bu ballarla yapılan keklerde de hastalık mikrobu yaşadığına göre bu kekleri yiyen arılarda aynen o hastalığa yakalanıyorlar. Piyasada satılan ithal-yerli şekerlerden hazırladığımız şeker şurubu içinde bir çok olumsuzluklar vardı, artık son teknoloji ile hazırlanan bu şurupları her arıcının kullanması lazım. 2/1 Oranında(iki şeker - bir su) yapıldığı için ilk bahar beslemesinde yarı yarıya sulandırılması gerekir. Sonbahar şuruplamasında ise olduğu gibi verilmeli. Bu şurubun en güzel tarafı kokusuz olduğu için artık yağmacılık sorunuda yok denecek şekilde azalacak. Kimyasalından dolayı ekşime olmuyor böylecede arılarımızda bağırsak hastalığı olmayacak.
Cumartesi ve Pazar günümü arıların bakımı için ayırdım. Uzun zamandır yoğun program nedeniyle geç kaldım en sonunda bu hafta sonunu arılar için ayırdım. Öncelikle varroa ilaçlamasını hallettim ve sıkışan arılara çerçeve ilavesi yaptım. Bir kaç kovanda bölme tahtasının yanındaki boşluğa petek ördüler bende onları bozmadım. Bu örülen petekler erkek gözü olduğu için iyi bir varroa tuzağı olarak bıraktım, yavru gözleri kapanınca içlerinde çok sayıda varroa olacağı için bende onları alıp imha edeceğim. Bu yöntemle varroa ya karşı biyolojik mücadele yapmış oluruz. Bulunduğum bölge ormanlık olduğu için bol miktarda defne ağacı var, bu ağaçlar inanılmaz şekilde nektar ve polen veriyor. Meyve çiçekleri de iyice açmış, arılar çok güzel gelişti. Bu gün ilk defa verdiğimiz şurupdan sonra çok hızlı gelişmeler olacak. Bir kovanımada ballık koydum, durumu çok iyi 10 çerçevede yavru var 8 çerçevede kapalı yavru. Tüm arıcı arkadaşlarımın bu yılın gönüllerince geçmesini dilerim. İki günlük yorgunluğuma değen bir çalışma yaptım, bu yazıyı yazdığım bu saatlerde yağmur başladı...
pancar şekerinden üretilen pastörize ARI ŞURUBU piyasaya sürüldü. Çumra şeker fabrikasının üretim tesislerini gezmiştim, el değmeden son derece hijyen şartlarda üretim yapılıyor...Eminimki Türkiye arıcılığında büyük boşluğu dolduracak, Sonbaharda aynı fabrikanın ürettiği Fondan şekerini kullandık ve kullanan tüm arıcılarımız memnun. En azından içerisinde hiçbir katkı maddesinin olmaması arıların hastalıklara yakalanmasını azalttı. Herkesin bildiği gibi bazı illerde yavru çürüklüğü hastalığı var dolayısıyla bu ballarla yapılan keklerde de hastalık mikrobu yaşadığına göre bu kekleri yiyen arılarda aynen o hastalığa yakalanıyorlar. Piyasada satılan ithal-yerli şekerlerden hazırladığımız şeker şurubu içinde bir çok olumsuzluklar vardı, artık son teknoloji ile hazırlanan bu şurupları her arıcının kullanması lazım. 2/1 Oranında(iki şeker - bir su) yapıldığı için ilk bahar beslemesinde yarı yarıya sulandırılması gerekir. Sonbahar şuruplamasında ise olduğu gibi verilmeli. Bu şurubun en güzel tarafı kokusuz olduğu için artık yağmacılık sorunuda yok denecek şekilde azalacak. Kimyasalından dolayı ekşime olmuyor böylecede arılarımızda bağırsak hastalığı olmayacak.
Cumartesi ve Pazar günümü arıların bakımı için ayırdım. Uzun zamandır yoğun program nedeniyle geç kaldım en sonunda bu hafta sonunu arılar için ayırdım. Öncelikle varroa ilaçlamasını hallettim ve sıkışan arılara çerçeve ilavesi yaptım. Bir kaç kovanda bölme tahtasının yanındaki boşluğa petek ördüler bende onları bozmadım. Bu örülen petekler erkek gözü olduğu için iyi bir varroa tuzağı olarak bıraktım, yavru gözleri kapanınca içlerinde çok sayıda varroa olacağı için bende onları alıp imha edeceğim. Bu yöntemle varroa ya karşı biyolojik mücadele yapmış oluruz. Bulunduğum bölge ormanlık olduğu için bol miktarda defne ağacı var, bu ağaçlar inanılmaz şekilde nektar ve polen veriyor. Meyve çiçekleri de iyice açmış, arılar çok güzel gelişti. Bu gün ilk defa verdiğimiz şurupdan sonra çok hızlı gelişmeler olacak. Bir kovanımada ballık koydum, durumu çok iyi 10 çerçevede yavru var 8 çerçevede kapalı yavru. Tüm arıcı arkadaşlarımın bu yılın gönüllerince geçmesini dilerim. İki günlük yorgunluğuma değen bir çalışma yaptım, bu yazıyı yazdığım bu saatlerde yağmur başladı...Şurup ihtiyacı olanlar için fabrikanın linkini buraya yazdım. Ayrıca, satış hakkı verilen firma Konya'da. İletişim için: Alper UÇAR:0532 594 52 66
4 Nisan 2008
DOĞRU İFADE EDELİM...
Ankara seyahatim dönüşü Bolu terminalinde bir büfede -KESTANE BALI
BULUNUR- yazısını gördüm. Büfe sahibi ile kısa sohbetimizde bir arıcının balları bıraktığını söyledi, kapıya asılı olan yazının içeriğinden anlamadığını söyledi. Arıcılığı bilmeyen satıcı hakklı tabiki, ancak o yazıyı asan arıcınında ondan farkı yok. İnternette bir kaç yerde aynı şekilde yazılan yazıları okudum, demek ki bu arıcı arkadaşımızda oralardan bu yazıyı kopyaladı. Hala arıların bal ve poleni nasıl ürettiğini bilmeyen arıcılarımız var, bu çok büyük eksiklik. Yazıyı okuyunca göreceksiniz adam kestane balının kestaneağaçlarının polenlerinden orman gülü, böğürtlen,ıhlamur ve kır çiçeği poleninden elde edildiğini yazıyor. Oysa arılar poleni çiçeklerden polen olarak toplar. Bal ise bitkilerin ifraz ettiği tatlı sıvıdır (nektar) arılar bu nektarı dili vasıtasıyla emerek bal deposunda biriktirir ve kovana gelince petek gözlerine boşaltır. Kanat çırparak sağladıkları hava sirkülasyonuyla fazla olan suyunu uçurur bu nektar bal kıvama gelir. Birde kestane balının yeniş şeklini yazmış ki hayretler içinde kaldım yıllardır kestane balı üretir ve tüketiriz hiç başımız dönmedi. Bu kural sadece orman gülü balı için gecerlidir (fazlası tansiyon düşürür). Tüketiciler artık çok şeyin nasıl olduğunu iyi biliyorlar. Bir kaç yıl önce bir arkadaşım başka şehirde arı sütü satan bir firmaya uğradı ve arı sütünün nasıl oluştuğunu sordu. Satıcı çok değerli olan polen ve balı karıştırarak arılar bunu özel gözlere koyar bizde ordan alırız demiş, arkadaşımda ona internetten arının vucut yapısını göstererek arıların kafalarında ki süt bezlerini gösterince şaşırdı zavallı. Eğer bu konularda yazı ve broşür hazırlayacak olan varsa lütfen bilginin kaynağına gitsin yoksa bu komik yazılar işini büyütmez bitirir.
25 Mart 2008
ORMAN HAFTASI...
Bal veren ağaçlar konusunda bir kaç arkadaşımla konuşurken fidan temin edemediklerini söylediler. Bu konuda görüştüğüm Zonguldak Orman Bölge Müdürümüz sayın Akif YILMAZ bana fidan verebileceğini söyledi. Sayın Müdürümüz yaptığı çalışmalar konusunda gercekten örnek alınacak bir şahsiyettir. Ormanlardaki çalışmalarında bölgede oturanlar ve arıcılık yapanlar için inanılmaz güzel projeler üretir ve uygular. Yol kenarlarındaki boş alanlarda mutlaka onun eserleri göze çarpar. Bana yolladığı Akasya, Kestane, Ihlamur ve Yabani Kiraz fidanlarını dikilecekleri yerlere paketleyerek yolladım işte hikaye...Antalya seyahatimde telefonum çaldı, arayan kişi orman bölge müdürlüğünden silvi kültür (fidanlama)şube müdürümüz sayın Cengiz ÇETİNTAŞ değişik illerdeki arkadaşlara yollamak için
istediğin fidanları Ereğli orman işletme müdürlüğüne yolladık dedi. Pazartesi çarşıya inemedim, bu gün işletme müdürümüz sayın İhsan TOPTAN beyin yanına gittim sağolsun sabah çayımızı ısmarladı fidanları yollayacağım arkadaşların adreslerini bir memur arkadaşımıza yazdırdıktan sonra fidanları teslim etmek üzere depoya gittik. Temin edilen fidanların kurumaması için özel yerde saklanmış kökleri nemli çuvalla sarılmış olarak bir araca yükletti, kargoya gittim. Orman işletme müdürümüze ve çalışanlarına tüm arıcılarımız ve ormanları sevenlerimiz adına bu güzel çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Eminimki bu güzel çalışmaları netiçesinde hem ilimiz hemde ülkemiz çöl olmayaçaktır. Bu haftanın Dünya ormancılık haftası ilan edilmesi bile biz arıcıların hızına yetişemediğini bana hatırlattı. Bir çok arkadaşımla bu fidanların proğramını aylar önce yapmıştık. Bu güne denk gelmeside ayrı bir anlam kazandı diye düşünüyorum. Şimdiden bu fidanların üzel ülkemizin değişik illerinde dikilecek olmanın mutluluğu içerisinde dikimde emeği geçecek olan herkese saygılarımı sunarım, ellerine gönüllerine sağlık. 
FİDANLAR KARGODA;
Expres kargo sahibi Kemal TURHAN yıllar önce tanıdığım bir arkadaşım. Makine mühendisi olarak okulunu bitirmiş ama kargo işi yapıyor, fidanları yollayacağım deyince çok heyecanlandı çorbada tuzum olsun diye inanılmaz indirim yaptı. Hiç ücret almadı desem daha doğru olur. Fidanları paketlemede çalışanları ile birlikte yardımcı oldular, epeyce uğraştıktan sonra adresleride yazdı ve ben ordan ayrılmadan bu fidanların yarın ve öbürgün yerlerine ulaşaçağını söyledi. Ülkemiz ormanlarının çoğalması ve arıcılığa katkısından dolayı bu güzel davranışından dolayı Kemal TURHAN kardeşime teşekkür ederim.
Expres kargo sahibi Kemal TURHAN yıllar önce tanıdığım bir arkadaşım. Makine mühendisi olarak okulunu bitirmiş ama kargo işi yapıyor, fidanları yollayacağım deyince çok heyecanlandı çorbada tuzum olsun diye inanılmaz indirim yaptı. Hiç ücret almadı desem daha doğru olur. Fidanları paketlemede çalışanları ile birlikte yardımcı oldular, epeyce uğraştıktan sonra adresleride yazdı ve ben ordan ayrılmadan bu fidanların yarın ve öbürgün yerlerine ulaşaçağını söyledi. Ülkemiz ormanlarının çoğalması ve arıcılığa katkısından dolayı bu güzel davranışından dolayı Kemal TURHAN kardeşime teşekkür ederim.
21 Mart 2008
CAN ÇIKAR HUY ÇIKMAZ...

Network marketing işim için pazar
akşamına kadar Antalya'da Topkapı-Kremlin palace tatil köyündeyim. Bu gün bahçede dolaşırken harika çiçekler üzerinde dolaşan arıları gördüm, bu güzellikleri siz arıcı dostlarımla paylaşmak istedim. arıcı olan insan nereye giderse gitsin mutlaka kendinden bir parça bulur. Soldan sağa: Bu fotoğrafı çeken arkadaşımız Cihat AKMAN, İzzet GÜNDOĞDU, Selahattin GÜNEY, Yaşar SARI ve Mehmet TEKİN ile öğle yemeğinden sonra sahil turuna çıktık. Çiçeklerde gördüklerimiz aşağıdakiler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
