29 Mart 2009

KARGONUZ VAR...


Bu yıl ikincisini organize ettiğimiz fidan dikme kampanyası bugün bitti. Zonguldak Orman Bölge Müdürümüz sayın Akif YILMAZ beyin verdiği 2000 adet fidanı bu sabah kamyonla eve gönderdi. Fidanları isteyen arkadaşların adreslerine gönderilmek üzere sabah erken saatte eşimle birlikte hazırlamaya başladık. Akşam saat 17.00 de exspress kargo Erdemir şubesi sahibi değerli dostum makine mühendisi Kemal TURHAN fidanları adreslere ulaştırmak üzere teslim aldı. Yaptığımız bu çalışmaya verdiği desteklerinden dolayı kendisine ve çalışanlarına teşekkür ediyorum. En önemlisi ise fidanları dikme zahmetine katlanacak olan değerli dostlarıma emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. "KIYAMET KOPARKEN BİLE ELİNİZDEKİ FİDANI DİKİNİZ" (Hadis). Allah ömür verdiği sürece bu hizmete devam ederiz inşallah.


Fidanlar kamyonla kapıya geldi ve yola indirildi.

Uzun boylu olan fidanlar kargo aracına sığacak şekilde boyları kesildi. Şimdi sırada kimlere kaçar tane gideceğini listeden kontrol edip hazırlamak gerekiyor.



Gideceği adrese göre fidanlar paketlendi. Uzun boylu akasya fidanlarının yanına yabani kiraz, ıhlamur ve kestane fidanları çuval içerisinde hazırlanarak bağlandı. Adresleri etiketlenerek kargoya hazır hale getirildi. Akşam üzeri saat 17.00 de EXSPRESS KARGO Erdemir şubesi sahibi Kemal TURHAN kardeşim aracıyla beraber gelerek fidanları adreslere ulaştırmak üzere arabaya yükledi.. Fidanların kargo masrafını BİOHAYAT firması üstlendi, bu desteğinden dolayıda firma yetkililerine teşekkür ediyorum.

Yazıyı yayınladıktan sonra Kdz-Ereğli ilçe tarım müdürümüz sayın Hakan TEKİN Fidan dikimi konusunda teknik bilgileri yayınlamak üzere yolladı. Duyarlı davranışından dolay sayın müdürüme ve mesai arkadaşlarına teşekkür ediyorum.

MEYVE BAHÇESİ TESİSİ
Meyve ağaçları dikildikleri yerde uzun yıllar kalacağından, bahçe tesisi sırasında yapılacak yanlışlar daha sonra düzeltilemez.
Herşeyden önce meyve bahçesi kurulacak yerin iklim ve toprak özelliklerinin yetiştirilmesi düşünülen meyve türüne uygun olması ve bahçenin sulanabilir bir yerde bulunması gerekir.
Meyve bahçesi tesisinden önce mutlaka toprak analizi yaptırılmalıdır.
Taban suyunun yüksekliği de bahçe tesisinde dikkate alınmalıdır.
Yer seçiminden sonra gerekiyorsa tesviye yapılır.
Toprak pullukla derin bir şekilde her iki yönde işlenir.
İyi bir meyve bahçesi kurmak için fidanlar güvenilir bir kuruluştan, çeşit ismi de belli olarak 1 yaşlı fidan şeklinde satın alınmalıdır.
Tozlanma problemi olabileceği düşünülerek tek çeşitle bahçe kurmaktan kaçınılmalıdır.
Fidanlar, kışı çok soğuk geçen yerler dışında sonbaharda dikilmeli, ilkbahar dikimi ise gözler uyanmadan bitirilmiş olmalıdır.
Meyve bahçesi tesisinde dikiliş şekli kare, dikdörtgen, satranç veya üçgen olabilir.
Fidan dikim zamanı
Bölgemizde fidan, sonbaharda yapraklarını döktükten sonra, ilkbaharda su yürüyünceye kadar uygun hava oldukça dikilebilir. Sonbahar dikiminde fidanların tutma oranı yüksek olur. Fidan çukurları dikimden önce açılırsa daha iyi olur.

FİDAN DİKİLİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
  • Bahçede fidan dikim yerleri önceden tespit edilir.
  • Uzamış ve kırılmış kökler, saçak köklere dokunulmadan dikim budamasına tabi tutulur.
    Dikim sırasında üstten çıkan toprağa 3-4 kürek yanmış hayvan gübresi, 200 gr. kadar fosforlu ve potasyumlu gübre eklenir. Bu gübreli toprak köklerin alt, üst, yan taraflarına (açılan çukurun alt tarafına) konarak sıkıştırılır. Sonra alttan çıkan toprak, üste ilave edilerek çukur kök boğazı toprak yüzeyinden 4-5 cm. yukarıda kalacak şekilde doldurulmalıdır.
  • Etrafına sulama çanağı açılmalıdır. Fidan dikilmeden önce hâkim rüzgâr tarafına bir herek kurulmalıdır.
  • Fidan dikimi tamamlandığında, fidan hereğe şeklinde bağlanır.
  • Dikilen fidana hemen can suyu verilir.
  • Fidan çukurları açılırken önceden belirlenmiş olan işaret yerinin kaybolmaması için dikim tahtası adı verilen bir tahta kullanılır. Bu tahta 1,5-2 m. uzunlukta,15-20 cm. genişliğindedir. Ortasında ve iki yan kenarında olmak üzere 3 adet kertiği vardır.
  • Açılacak çukurun fidan köklerini rahatça alacak derinlik ve genişlikte olması gerekir. İyi işlenmiş topraklarda 70-80 cm. derinlik ve genişlik yeterlidir.
  • Fidan dikilirken işaret çubukları yardımıyla yerleştirilen dikim tahtasının ortasındaki kertiğe gelecek şekilde fidanın yeri belirlenir.
  • NOT: Bu tür çizimli yazıları hiç yayınlamamıştım, bu konuda da yardımını esirgemeyen değerli arıcı kardeşim Halil BİLEN yardımcı oldu. Teşekkürler...

    27 Mart 2009

    FİDANLAR GELDİİİ....

    Gecen gün Zonguldak Orman Bölge Müdürümüz sayın Akif YILMAZ ile yaptığımız görüşmede bu yılda kestane, ıhlamur, akasya ve yabani kiraz fidesi için söz almıştım. Bu sabah orman bölgeden telefon ettiler fidanları ne yapalım diye. Yarın Ereğli'deki kargoya bırakmalarını söyledim, bende orada onları listeye göre paketleyip yollayacağım.
    Fidan isteyen arkadaşlar acil olarak açık adreslerinizi ve telefon numaralarınızı mailime yazarmısınız. zaybir67@hotmail.com

    23 Mart 2009

    OTOMATİK SIR ALMA MAKİNESİ...

    Muğla'da düzenlenen 1. ULUSLARARASI MUĞLA ARICILIK VE ÇAM BALI KONGRESİ 23-27 Kasım 2008 tarihleri arasında yapılmıştı. Burada bir çok firma ürettiği ürünleri tanıtmak için hazır bulunuyordu, bunlardan biriside 3. kuşak Türk arıcısına en iyi hizmeti sunmaya çalışan Civan kardeşlerdi. CİVAN ARICILIK Sahibi sayın Mehmet CİVAN abimle birlikte ülkemizde ilk polen kapanını birlikte yaptığımızı bu günün arıcıları bilmez bile... O günün mütevazi dükkanında her arıcıya mutlaka çok faydası dokunurdu, bu güne geldiğimizde ise yetişen çocukları sayesinde modern bir mağazaya dönüşen iş yerinde uluslararası piyasada söz sahibi durumdalar. Fransa, İtalya, Almanya gibi bir çok ülkeye Tük malı arıcılık malzemesi satıyorlar. Muğlada gördüğümüz bir yarı otomatik sır bozma makinesi vardı bunun için çalışma yaptıklarını ve kısa sürede piyasaya çıkacağını söylemişlerdi. Hem daha kaliteli hemde yarı fiyatına imal edilen bu makine arıcılarımız için büyük kolaylık sağlayacak. Makine tamamen yerli üretim 304 kalite paslanmaz malzeme 0.25 KW motorla 220 KW isteğe bağlı 380 KW olabilen. Elekli küresel musluklu sır ve bal biriktirme bölümü ile ayaklı süper bir makine. Şimdiden arıcılarımız için hayırlı olsun.

    18 Mart 2009

    VARROA SAYIMI BAŞLADI...

    .

    ...... KOVAN AKTARMA 15 MART 2009.............................VARROA SAYIMI 18 MART 2009

    Cumartesi günü aktardığımız araştırma gurubu arılarda bu gün varroa kontrolü yaptım. Görünen sonuçlar benim açımdan mükemmeldi, sonbahar varroa ilaçlaması iyi olduğu için ölen varroa sayısı oldukca az. Bu sayım işi, ilaçların etki süresi olan 42 gün devam edecek. Gerekli kayıtlar alınacak. Üç ayrı çeşit ilaç arasındaki etki oranı ve kalıntı miktarları tesbit edilerek raporları uzmanları tarafından yazılacak. Önümüzdeki sezonda varroa için daha farklı ilaçları piyasada bulacağız. Böylece her sezonda değişik ilaç kullanarak varroa parazitinin aynı ilaçlara karşı direnç kazanması engellenmiş olacak, buda mücadelede başarımızı arttıracak.

    14 Mart 2009

    SAHA ÇALIŞMASI...

    Önümüzdeki sezon piyasaya sürülmesi planlanan varroa ilacı için saha çalışmasını benim arılıkta yapıyoruz. Bir ilacın ruhsatlandırılması için etki oranının yanında en önemlisi insan sağlığı için kalıntı bırakıp bırakmadığıdır. Bu kalıntı izleme Tarım bakanlığı laboratuarlarında yapılıyor. Çalışmada fakülteden bir öğretim üyesi, 2 serbest veteriner hekim ve bakanlığa ait bir laboratuar görev yapıyor. Çalışmada aynı etken maddeli 3 ayrı formdaki ilaç karşılaştırması yapılacak. Zaman içerisinde elde edilen verileride paylaşacağız. Saha çalışmasında APİMAYE firmasından temin edilen varroa tuzaklı Termo kovanlar ve her kovanın altına uyabilen polen kapanlı ve varroa tuzaklı dip tablaları kullanılmaktadır. Bu gün ilk yaptığımız çalışmada arılarımızı bu kovanlara aktardık.
    Aktarma işleminden sonra araştırma gurupları oluşturularak varroa için saha çalışması yapılacak ilaçları arılara verdik. Uygulanan ilaçlardan ikisi yurt dışı kaynaklı, diğeri ise ülkemizde halen piyasada olan bir üründür. Yurt dışı kaynaklı olanlardan bir tanesini BioHAYAT firması ruhsatlandırma çalışmalarına başladı.

    7 Mart 2009

    İLKBAHAR...


    Arıcılık kurallarından biriside yaşadığınız yerlerde eriklerin çiçek açması ilkbaharın geldiğinin belirtisidir. Eriklerin çicek açmaya başlamasıyla teşvik şuruplamasıda başlar. Bu süre, elma çicek açana kadar devam eder diyen eski arıcılarımız. Bu hesap son yıllarda yapılan yüksek bal verimi için koloni güçlendirmesi amaçlı 42 gün genellemesinin hesabına denk gelmesidir. Ancak benim olduğum bölge gibi bir çok yerde ani esen sert rüzgar ve ani hava bozmaları nedeniyle kovana ulaşamadan bir çok arı telef olur. Bu gün bizde olduğu gibi. Eşimle birlikte yol boyunda toplayabildiğimiz kadar yere yapışan arıları küçük bir kutuya koyup sobanın yanında ısıtarak tekrar kovanlarına dönebilmeleri için salıverdik. Hani karınca yanmakta olan İbrahim (as.) için su daşırken, bu kadar suyun ne önemi var diye sormuşlar... Ben yolunda bulunayım da.....

    3 Mart 2009

    AMAN ALLAHIM...

    İhracatı baltalayan ziraî ilaçlar yasaklandı
    Sağlığa zararlı olduğu için yıllardır eleştirilen ziraî ilaçlara nihayet yasak geldi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, taze meyve sebzede kalıntı sorununa yol açan 135 farklı tarım ilacının 75'ini yasakladı. Söz konusu ilaçların üretim ve ithalatı, 1 Ocak 2009'dan itibaren durduruldu.
    Böylece Avrupa ülkeleri ve Rusya'ya tarım ürünleri ihracatında büyük sıkıntıya sebep olan ziraî ilaç kalıntısı sorunu ortadan kalktı. Bu ilaçların kullanımı, insan ve çevre sağlığına verdiği zarar sebebiyle Avrupa Birliği (AB)'nde yasak. Birlik, uzun süredir Türkiye'nin de bu yasağa uymasını istiyordu. Türkiye ile AB ve Rusya arasında sık sık ziraî kalıntı sorunu yaşanıyor. Bu ülkeler, Türkiye'den alınan sebze ve meyveleri detaylı analizden geçiriyor. İçinde sağlığa zararlı ilaç kalıntısı tespit edilen ürünler gümrüklerden sokulmuyor. Tarım Bakanlığı'nın kararı, iç pazarda da daha sağlıklı sebze ve meyve tüketilmesini sağlayacak. Türkler de bundan sonra Avrupa standartlarında gıda tüketecek.
    Tarım Bakanlığı'nın kararına göre yasaklanan 75 ilacın dışında kalan diğer zararlı ilaçlar da 2012 yılına kadar piyasadan çekilecek. Bunların yerine çevreye zarar vermeyen organik yapıda yeni bitki koruma ürünlerine ruhsat verilecek. Yasaklananlar arasında yüksek oranda zehir içeren 'amitraz ve endosulfan' gibi aktif maddeler içeren ilaçlar da yer alıyor. Özellikle armutta kalıntıya yol açan amitraz, Avrupa'ya ihracatta ciddi sıkıntılara sebep oluyor. Halen stoklarda bulunan yasaklı ilaçlar bitene kadar kullanılabilecek. Uzmanlar, stoktaki ilaçların ancak iki yılda tüketilebileceğini belirtiyor. Ziraî Mücadele İlaçları Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Murat Kantarcı, Tarım Bakanlığı'nın aldığı kararın doğru olduğunu düşünüyor. Kantarcı, "Düzenleme, kalıntı sorununun önüne geçmek için önemli bir adım. Ayrıca, meyve sebze ihracatını da son derece rahatlatır." dedi. Murat Kantarcı, "AB'de meyve sebzede kalıntıyı izleyen 'Hızlı Alarm Sistemi' var. Avrupa'ya ihraç edilen tarım ürünlerinde kalıntı çıkması halinde, bu sistem bütün üye ülkelere haber veriyor. Bunun sonucunda gelen ürünler daha sıkı denetleniyor. Dolayısıyla AB'nin riskli gördüğü ilaçları bizim de yasaklamamız lazım." değerlendirmesini yapıyor. Kantarcı, kararın zirai mücadeleyi olumsuz etkilemeyeceğini de ifade ediyor. Halen Türk çiftçisi ziraî mücadelede 410 aktif madde kullanıyor. Türkiye'deki tarım ilacı pazarı ise 210 milyon Euro'yu buluyor.
    Ülkemizde zirai mücadelede kullanılan aşağıda isimleri yazılı Bitki Koruma Ürünü aktif maddelerinin imalatı ve ithalatı 01.01.2009 tarihi itibariyle yasaklanmıştır. (BASIN)
    BU KONUDAKİ RESMİ BELGE KORUMA KOTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SİTESİNDE:
    Bu kararı alanları cani gönülden kutluyorum...

    2 Mart 2009

    SÖZ VERDİĞİ GİBİ...

    Pazar günü Zonguldak Orman Bölge Müdürümüz sayın Akif YILMAZ ile birlikte Alaplı'da bulunan orman fidanlığına gittiğimi yazmıştım. Orada sayın müdürümün söylediklerini videoya kaydettim ancak yayınlayamamıştım. Kısacık açıklamada sayın müdürümün ormana ve arıcılığa nasıl baktığını görüyoruz. İleriye dönük yapaçağımız çalışmalarında neler olacağını konuştuk. Hepimizin bildiğ gibi bir ağaç 70 kişiye oksijen sağlıyor. Bu nedenle gelecek nesillerimize ne kadar güzel bir dünya bırakmak istediğimizi iyi hesaplamamız lazım. "KIYAMET KOPARKEN BİLE ELİNİZDEKİ FİDANI DİKİNİZ" (Hadis) Bu güzel sözün gereğini yerine getirebilmek için elimizde fırsat varken iyi değerlendirelim.

    1 Mart 2009

    VATAN SEVGİSİ...



    Bu yazıyı yazarken başlık kısmını
    uzun süre boş bıraktım, yazının başlığı ne olsun diye. Adına ne derseniz deyin. Bu gün pazar sabah sabah... Cuma günü yaptığımız eğitim seminerinden sonra bu pazar günü evde dinlenmeyi planlamıştım. Sabah saat 11.00 de evin önünde duran araba sesine kapıya çıktığımda, Zonguldak Orman Bölge Müdürümüz sayın Akif YILMAZ gelmişti. Alaplı ilçesindeki orman fidanlığına gideceğini ve beraber gitmek istediğini söylemesi üzerine hemen hazırlanarak yola çıktık. Yol boyunca her zaman olduğu gibi çok güzel orman - arıcı ilişkileri sohbetimizden sonra fidanlıkta gezimiz başladı. Türkiye'de bazı bölgelerde orman gülü, defne, püren, koçayemiş gibi yüksek oranda bal veren türler kesilirken, Bizim bölgemizde tam tersi arıcılığa olan faydalarından dolayı temizlik bakımı yapılıyor. Bu çalışmanın tüm orman teşkilatına örnek olmasını diliyorum.
    Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü Kocaman şefliği fidanlığında üretilen fidan çeşitlerinden bazıları:


    Geçen yıl sayın bölge müdürümüzün bana temin ettiği 2000 adet akasya, kestane, ıhlamur ve yabani kiraz fidelerini bir kaç ildeki arıcı dostuma göndermiştim. Bu yıl daha fazlasını gönderebilmek için sayın müdürümden fidan talebim oldu, sağolsun; BU ÜLKE TOPRAKLARINDA, NEREYE DİKİLİRSE DİKİLSİN imkanlarımız ölçüsünde bütün taleplerinizi karşılayacağım dedi. Bir pazar günü dahi evinden ailesinden ayrılarak bu kadar özverili çalışan sayın müdürüme, arıcılarımız ve şahsım adına teşekkür ediyorum.
    Evet bu yıl fidan dikmek isteyen arıcı dostlarım, hiç bir üçret ödemeden sadece iş gücünüzü kullanarak bu cennet vatanımızda dikili bir ağacım var demek istiyorsanız, bu yılda fidan dikmeye ne dersiniz... Vucudunuz sıhhat, haneniz huzur kovanlarınız bal dolsun...

    28 Şubat 2009

    EĞİTİM SEMİNERİ...

    27 Şubat 2008 cuma günü Karadeniz - Ereğli Belediyesi nikah salonunda TEMA vakfı tarafından kaliteli ana arı yetiştirme ve yüksek bal verimi elde etme konulu bir eğitim semineri düzenlendi. Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği Üyeleri, Zonguldak İl tarım Müdür yardımcısı Sayın Cemalettin ÇATAKLI, hayvan sağlığı şube müdürü, Ereğli İlçe Tarım Müdürü Sayın Hakan TEKİN, Veteriner hekimler, Alaplı İlçe Tarım teknik personeli, Ereğli orman işletmesi yetkilileri, Sakarya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı sayın Mustafa ÖR, TEMA arıcılık danışmanı Yük.zir.müh. sayın Ahmet İNCİ, üretim sorumlusu Ziraat mühendisi sayın Mehmet CEYLAN ve pazarlama sorumlusu Davut AVCI katıldılar. Konuşmacı olarak Ankara üniversitesi Biyoloji bölümü öğretim üyesi sayın Doç.Dr. İrfan KANDEMİR hocamda vardı
    Sayın Ahmet İNCİ konuşmasında mutlaka her arıcının kendi ana arısını üretme bilgi ve becerisine sahip olması gerektiğini önemle anlattı. TEMA vakfının Artvin ili Macahel bölgesinde damızlık ana ürettiklerini ve bu ana arıları arıcılara dağıttıklarını, bölgede organik bal ürettiklerini bu yollada arıcıların gelirlerinin artmasına yardımcı olduklarını anlattı. Arıcılıkta başarılı olmanın en önemli sırlarından birisi genç ve kaliteli ana arılar olduğunu, bu nedenle en geç iki yılda bir ana arıların değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Avrupa ülkelerinde hemen her yıl ana arıların değiştirildiğini anlattı. Biz arıcılarında mutlaka bal hasatından sonra ana arıları değiştirerek gelecek yılda verimi arttırmamız gerektiğinide ifade etti.





    Üretim sorumlusu Ziraat mühendisi Mehmet CEYLAN, arıcılıkta başarılı olmanın yollarını anlattı. TEMA vakfının arıcılık çalışmalarını ve ana arı üretmedeki ayrıntıların neler olduğunu anlattı.





    Zonguldak Kara Elmas Üniversitesinde çalışan ve 2008 yılı ortasında Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümüne giden sayın Doç. Dr. İrfan KANDEMİR hocam bir sunum yaptı. Dünya'da arılarda genetik çalışması yapan bir kaç bilim adamından birisi olan sayın hocam Türk ve Dünya arılarında genetik farklılıklar üzerine yıllardır yaptığı çalışma sonuçlarından bir kısmını bizlere anlattı. Arıcılıkta başarılı olmanın yollarından birisi de iyi bir ırk arıyla çalışmak olduğunu, bu nedenle dünyada bir çok ülkede ıslah çalışması yapıldığı için genetik yapıların çok iyi bilinmesi geektiğini anlattı. Islah çalışmalarının bir kaç yıl değil çok uzun yıllar aldığı için çok önemli olduğunu söyledi. Bu tür bilgilerin biz arıcılar tarafındanda bilinmesi gerektiğinin önemindende bahsetti.




    Konuşmaların ardından Ülkemizde ilk defa üretimi yapılan ve Bulgaristan'da katıldığı arıcılık fuarında en yeni ürün ve en iyi tasarım ödülü alan APİMAYE firması TERMO KOVAN tanıtımı yapıldı. Bizim ülkemizdeki arıcılarımızın ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir ürün olarak, varroa tuzaklı ve polen kapanlı tip taplası üretimine başladılar.

    20 Şubat 2009

    NE DESEM Kİ...

    Geçtiğimiz günlerde msn adresime birisi yazdı bende ekledim. Biraz muhabbetin ardından, bende bir kitap var, bunu size yollamak istiyorum dedi. Hadi hayırlısı bakalım.... 15- 20 yıl önce bir abimizden sayın Kemalettin ŞENOCAK tarafından yazılmış 1956 baskılı MODERN ARICILIK kitabını almıştım.
    (solda iki kitap bir yerde, sağda Dr. Fuat Ali ÖRSAN tarafından yazılmış 1947 basım kitap)
    Şimdi ise 1938 yılında ilk basılan, bana gelen 4. baskısı 1947 yılında olan sayın Dr. Fuat Ali ÖRSAN tarafından yazılmış PRATİK ARICILIK kitabı.

    Hey gidi günler heyyy.... Bizim bu güne gelmemiz için mücadele veren herkesin ruhu şad'olsun. O yıllarda kullanılan fenni kovan ölçülerinden, petek yapımından, bal hasadından, yağmacılıktan, arı bitinden ve bir çok konudan bahseden bu kitabı bir solukta okudum. İçerisinde ne kadar güzel bilgiler var, bu bilgiler ışığında arıcılığımız gelişerek bu günlere gelmiş, inşallah bundan sonrada dünya devi olmaya devam edeceğiz. O yıllarda bile ana arı yetiştiriciliği yapılmış ve satılmış.
    Bu kitabı bu kadar temiz saklayıpta bana yollayan sayın Sadullah ŞAHİN kardeşime ne desem ki... Teşekkür etsem az gelir. Her ne niyetle yolladınsa Allah sana binlerce katını versin. Emin ol evimdeki en değerli eşyam olarak muhafaza edilecektir. İnşallah bir gün olur tanışırız.

    17 Şubat 2009

    AHDE VEFA...

    Çok değerli kardeşim Makine mühendisi sayın Kemal TURHAN'dan bana gelen bu mesajı aynen yayınlıyorum

    --AHDE VEFA-
    Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :
    Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
    Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :
    Söyledikleri doğru mu diye sorar.
    Suçlanan genç der ki : Evet doğru.
    Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Genç anlatmaya başlar:
    Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım.
    Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.
    Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor.
    Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım.
    Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı,
    atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret, dedi. Hz Ömer:
    Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin, dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak: Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı:
    Ben memleketinde zengin bir insanım, babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı.
    Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım.
    Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum, der.
    Hz. Ömer der ki: Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?
    Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:
    Bu zat benim yerime kalır. O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından,
    daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan başkası değildir. Hz. Ömer Amr'a dönerek: Ey Amr, delikanlıyı duydun, der. O yüce sahabe: Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır. Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur.
    Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler.
    Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki:
    Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim. Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki:
    Biz de sözümüzün arkasındayız. Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
    Hz. Ömer gence dönerek derki:
    Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?
    Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan):
    'AHDE VEFASIZLIK ETTİ' demeyesiniz diye geldim der. Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki: Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?.
    Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyen razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir:
    Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.'İNSANLIK ÖLDÜ' dedirtmemek için kabul ettim, der. Sıra gençlere gelir, derler ki: Biz bu davadan vazgeçiyoruz.
    Bu sözün üzerine Hz Ömer:
    Biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz, der. Gençlerin cevabı da dehşetlidir:
    MERHAMETLİ İNSAN KALMADI' DEMEYESİNİZ DİYE…

    BENDE SİZE BU MAİLİ YOLLUYORUM, ÇÜNKÜ
    'GÜZEL MAİL PAYLAŞAN KALMADI'
    DEMESİNLER DİYE.

    16 Şubat 2009

    KIYAMET KOPARKEN...


    Bu gün Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü nde arıcılık - orman ilişkileri ve gezginci arıcılar olarak orman teşkilatından taleplerimiz ile ilgili görüşmeye gittik. Binanın bulunduğu yerdeki duvarda sarmaşıklarla kaplı çok güzel bir söz vardı. Yayla orman işletme şefimiz orman mühendisi sayın Mehmet PINAR ve Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği 2. Başkanı sayın Ali ÇAKIR kardeşimi bu anlamlı yazının önünden geçerken görüntüledim. Bu yıl orman bakanlığı tüm birliklerden arıcılık - orman ilişkileri konusundaki taleplerini istedi, bizde düşüncelerimizi ve isteklerimizi belirttiğimiz yazıyı bölge müdürümüze verdik. Bunların içinden bir iki örnek, gezginci arıcılarımıza kolaylıkların gösterilmesi arıcılarımızın bulunduğu bölgelerde bal verimi yüksek bitki ve ağaçların dikilmesi, orman alanlarında bulunan koçayemiş, püren, gibi çalı formunda olan bitkilerin bakımının yapılması (bir kaç orman işletmesinde bu bitkiler sökülüyor. Türkiyede ilk olarak Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü bu tür bitkileri koruma altına alarak bakımlarını yapıyor) Bal verimi bol olan ancak arıcıların giremediği orman alanlarında konaklama yerlerinin düzenlenmesi ve yollarının yapılması.... Gibi bir çok konuda görüşlerimizi bildirdik. Önümüzdeki günlerde yapılan bu çalışma sonuçlarını ve bakımı yapılan koçayemiş ormanının görüntülerinide yayınlayacağım. Orman teşkilatında özveriyle çalışan tüm personele saygılarımı sunuyorum.
    Münibüse durağına giderken dere kenarında martı seslerinin çok yüksek olması dikkatimi çekmişti. Yanaştığımda ise gördüğüm manzara çok enteresandı. Elindeki simidin bir lokmasını ağzına 5 lokmasını havaya atan bir delikanlı vardı, biraz izledikten sonra yanına giderek parayı uzattım 2 simit almasını rica ettim sağolsun kırmadı gitti simitleri getirdi uzattı bana. Ben de hadi şimdi bunun birine sen ye birinide kuşlara at dedim, biraz geriye çıkarak fotoğrafını çekmeye başladım. Aklıma gelenide akşama yazarım dedim "KUŞLARI SİMİT DOYURUR AMA BİZİM BEYNİMİZİ BİLGİ DOYURUR" Simit atma işi bittikten sonra arkadaşın adını sordum Sefer GARİP olduğunu söyledi. Sefer kardeşim asker ve dağıtım izinine gelmiş bu hafta sonu usta birliğine gidecek. Sefer GARİP kardeşime ve tüm askerlerimize hayırlı teskereler diliyorum.

    14 Şubat 2009

    SEVGİLİLER GÜNÜ...

    Bu gün 14 şubat sevgililer günü...Sevginin günü olmaz, o insanın içinde olan Allah vergisidir. " YARATILMIŞI SEVERİZ YARATANDAN ÖTÜRÜ" diyen bir milletiz biz. Elbette özel günlerin bir güzelliği ve ayrıcalığı vardır. Bütün insanların birbirini sevdiği ve hoş görünün hakim olduğu bir Dünya dileyerek herkesin bu günü kutlu olsun. Sevmesini bilmeyenlere de Allah sevgi pınarından içmeyi nasip etsin. Hava sabahleyin yağmurluydu, Ankara ve Konyada okuyan kızlarımı yolcu ettikten sonra eve geldiğimizde güneş açmaya başladı ki... bahçede arı sesi yükselmaye başladı. Dostlarımın bu gününü kutladıktan sonra sevgililerimin yanına çıkmayıda ihmal etmedim.Bu güzel fırsatı değerlendirerek bahçeye çıktım ve bir kaç fotoğrafla birlikte bu kısa videoyu çektim. Yağan yağmurun arkasından hemende bu polenleri nerden buldunuz....

    13 Şubat 2009

    YEMEK SEVERMİSİNİZ...



    Yemek severmisiniz? Belkide sorulmaması gereken bir soru ama herkes her yemeği sevmez biliyoruz. İnternet ortamında tanıştığım ve yemek konusunda ülkemizdeki ender ustalardan birisi olan sayın Bahri AYKUT ustam, yaptığı nefis yemekleri bir o kadar da güzel fotoğraflayarak bizlerle kendi web sitesinde paylaşıyor. Zevkle gezeceğiniz ve çok faydalanacağınız bir site.....http://www.bahriusta.com

    Şimdi nerden çıktı bu haber diyebilirsiniz, işte arıcılık böyle güzel insanlarla da tanışmamızı sağlıyor. Bir kaç ay önce tanışma şerefine erdiğim Bahri ustam işinin aşığı bir arı gönüllüsü olması nedeniyle fırsat buldukça görüşüyoruz. Bu gün msnden yazışırken şu linki tıklarmısın senin için web sitesi açtım demez mi? İnanın ilk aklıma gelen şu virüs dosyaları varya . . . . . . . bilmem ne bilmem ne diye tıklarsınızda bilgisayarınıza bulaşır mikroplar.... ama Bahri ustam yazmaya devam edince adımın geçtiği linki tıkladım. İnanamadım blogda bu güne kadar yayımladığım videolarımı toplamış ve adıma bir site kurarak orada yayımladı. Ne diyeyim Bahri ustam eline gönlüne sağlık, eminim bu da arıcılık için bir hizmettir. Allah gönlünce versin, şimdiden izleyecek ve faydalanacak olanlar adına TEŞEKKÜR ederim. http://www.selahattinballibaba.tr.gg/

    9 Şubat 2009

    ARILARDA BU HAFTA...

    Bu hafta sonu 7 şubat 2009 cumartesi günü havanın çok güzel olmasını fırsat bilerek bir kaç kovanımı kontrol ettim. Fındık ve ballı baba çiçeklerinden polen gelişi devam ediyor.


    Daha öncede yazdığım gibi APİMAYE firmasından aldığım kovanlara arı koymuştum. Gelişmeler konusunda gördüklerimi yazacağımı belirtmiştim, bu hafta ilk gördüşüm şey kovan içinde rutubetin olmayışı, bu da gösteriyorki rutubetin olmayışından kovan içindeki arılar daha hareketli ve gelişme daha hızlı. Kovan içindeki rutubetin üzerinde örtü tahtası gibi kullanılanşurupluğun bir kenarında toplandığını gördüm.
    Fotoğrafta da görüldüğü gibi bal kemerleri oldukca güzel, sonbahar bakımında iyi bir şuruplama yapılırsa arıların açlıktan ölme riski olmayacağı gibi havaların dengesiz olduğu bu günlerde de gereksiz yere besleme yaparak arıların sindirim sistemini bozmamış oluruz.

    Yavru sahasının hemen kenarına konulmuş fındık ve ballı baba polenleri. Sağdaki çiçeğin adını bilmiyorum ama arı konduğu zaman sapı çok ince olduğu için hemen aşağı doğru eğiliyor bu nedenle üzerinde arı varken fotoğrafını şimdilik çekemedim...

    3 Şubat 2009

    AMAÇ ÜLKEYE HİZMET...


    M.Kemalpasa MYO dan sayın Doç.Dr. İbrahim ÇAKMAK hocam bir süre önce çalışmalar ve araştırmalarda bulunmak için Amerika'ya gitmişti. Oklahama eyaleti
    Oklahoma Eyalet Üniversitesi (Stillwater kasabasında) Karşılaştırmalı Davranış Biyolojisi laboratuarında çalışmalarına devam ediyor. Çalışma konularının başında arı davranışı ve varroa mücadelesi geliyor. Önümüzdeki günlerde çok daha güzel haberler gelecek.
    Çalışmalar geniş bir şekilde Uludağ Arıcılık Dergisi Şubat sayısında çıkacak, bu sayıyı sakın kaçırmayın...
    Aşağıdaki fotoğrafta, solda varroa için kullanılan organik ilaçlar ve sağda İtalyan ırkı ana arı görülüyor. Bu bilgileri yazmama izin verdiği ve fotoğrafları yolladığı için Sayın Doç.Dr. İbrahim ÇAKMAK hocama teşekkür ediyorum, çalışmalarında başarılar diliyorum. Eminim ki ülkemiz arıcılığı için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada çok güzel çalışmaları devam edecek.