7 Haziran 2007

AMAN DİKKAT....






Bu güzel havada böyle bol polen toplanmazmı. Elbette toplanır ama şu düşmanlar olmazsa. Pamukcuk bitkisi (yavşan) her yerde polen deposudur ve polenide oldukca lezzetlidir. Kovan başı günde bir kilo kadar toplanıyor.












Bütün bu güzelliklerin altında yatan bu canavarı gören varmı? Arı poleni almaya geliyor, tam toplamaya başlayınca örümcek çiçeğin altından fırlayıp boyun kaslarından zehiri boşaltıyor.
















İşini bitiren örümcek avını saklamak için ambalaj yapmaya çalışıyor. Daha sonra yemek üzere... (konserve). Bunu bırakıp yeni avlar için iş başına gidecek.

6 Haziran 2007

İŞİMİZ BİLİMSEL OLMALI...

Türkiye arıcılık konusunda bir hayli yol katetmiş durumdadır. Her ne kadar birileri bunu gürmek istemesede, yıllardır işin içinde olan birisi olarak ender yetişen çok değerli bilim adamları ile tanışma fırsatım oldu. Yaptıkları başarılı çalışmaların sonuçlarını görüyoruz. Arıcılıkta yapılan bu çalışmalar ülkemizi 2. sıradan 1. sıraya taşıyacağına eminim.
Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. İbrahim ÇAKMAK ve eşi Zir.Müh. Selvinar Seven ÇAKMAK, ZKÜ'den Biyolog Ayça ÖZKAN Karakavuz köyünde arıcılık yapan Cengiz SARCAN'ın arılığında inceleme yaptılar. Buradaki çalışmalar bittikten sonra birkaç arılık daha ziyaret edilerek arıcılarla sohbet edildi.












Doç. İbrahim ÇAKMAK, ZKÜ.den Biyolog Ayça ÖZKAN ve ben havuzdan yeni çıkan alabalıkların sağlık denetimi yapıldıktan sonra tereyağında ne hal alacaklarını kontrol ediyoruz. Bu kadar çalışmadan sonra bu az bile. Değerli hocam önümüzdeki ay bekliyoruuuuuzzzz... Şu bizim arıları bir kontrol edelim, olmaz mı? Epey zaman oldu görüşemedik.

İŞTE BAŞARI BU...


Mustafa TATAR 13/10/1969 Yenice-Karabük doğumlu. Zonguldak- Gülüç belediyesinde işçi olarak çalışıyor. Tanıştığımız yıllar içerisinde arıcılığa başlattık. Şimdilerde kovan sayısını hızla arttırıyor, son 46 olduğunu biliyorum ama bu aralarda arı böldü ise onu bilmem. Arıcılık yaparak aile bütçesine katkı sağlayarak önceki yıl araba bu yıl EV aldı. Güle güle otur. Huzur ve mutluluklar senin olsun.







Mustafa TATAR fotoğraf makinesini yeni aldı. O kadar çok ve güzel fotoğraflar çektiki ben bile hangisini koyacağımı şaşırdım. Arıcılıkta olmazsa olmaz malzemeler listesine FOTOĞRAF MAKİNESİ eklenmeli artık.













İşte bu.... Sorun varsa çözüm vardır. Mustafa'nın arıları başka yerde evi başka yerde günlük topladığı polenleri kurutacak. Peki polenler güneşde kurutulmamalı dedik, o da ağaç dallarına astığı bezlerle mükemmel bir gölgelendirme yaparak işi halletti. Mustafa aklınla bin yaşa emi...
Bereketin bol, Yuvan mutlulukla dolsun.

4 Haziran 2007

YAPARSAN OLUR......

Arıcılığı yapmak iste yeterki. zaman ve yer sorun değil. Arıcılık yapan Ormanlı İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa ÜNAL arılarını güneş'den korumak için üzerlerine ağaç dallarını koydu. Güzel bir yöntem. Bir çok yerde eğrelti otu var onları keserek saplarından bağlamalı ve ortadan ayırarak koymak daha iyi oluyor. Hocam değiştir bu çalıları.... Büyüklerimizin dediği gibi arılar yazın örtü, kışın kuytu yerleri çok severler.... Yazın sıcaklarından, kışın fırtınasından korumak lazım.


ARTIK ARICILARIMIZ SADECE BAL ÜRETMİYOR,
Ekonomik değeri ve ilaç değeri yüksek olan diğer ürünleride üretiyorlar. Mustafa ÜNAL hocam arılarından PROPOLİS üretiyor. Hemde en teknik yolla... Hocam tebrikler. Sen bu işi başarırsın. Ürünün bol ömrün uzun olsun.





AŞK HER YERDE AŞKTIR...
Evin duvarında kendiliğinden büyüyen AŞK MERDİVENİ adlı bitki fotoğrafınıda bizimle paylaştığın için teşekkürler....
Hayat veren her yerde kendisini tecelli eder. Ne diyelim ki, AŞK HER YERE YAKIŞIR... Günümüzdeki sahte aşıklara ders olsun.

2 Haziran 2007

ANA ARI...

Arıcılıkta başarı ana arının genç ve kaliteli olmasına bağlıdır. Çiftleştirme kutularına nakletilen ana arı memelerinden doğan ana arılar, çiftleşme uçuşundan sağ salim döndüler. İyi beslenerek yetişen bu ana arılar hızla yumurtlamaya başladılar.

Kekle beslenen bu kutulardaki arılar sırlamaya bile başladılar ama ana arı çok yumurtladığı için buna fırsat bulamayacaklar. Artık bu kaliteli ana arılar ile bölme yapılabileceği gibi yaşlı ve kalitesiz ana arılarıda değiştirebiliriz.


Daha ne yapsın... Az kabartılmış olmasına rağmen yumurtlayabileceği her göze yumurtlamış. Şimdi bunu işaretleyerek güzel bir bölme arı yapılır. Bu yılki ana arı rengi; SARI olacak



Kutulara yiyecekleri keki fazla koyunca peteklerde sırlama başladı. Ana arıya yumurta sahası açmak için bu sırları bozduk.

31 Mayıs 2007

BİZİMKİLER....!!!

Bizimkiler derken aslında bizi biz yapanlar demek istedim. Fazla söze gerek yok.

Mehmet Tekin ÇUBUKÇUOĞLU 27/04/1934 KDZ.Ereğli Doğumlu 1952 yılında arıcılık kursuna katılmış ve o günden beri aktif olarak arıcılık yapıyor. Kendisinden arıcılar çok istifade etmiştir. Bende iki analı ve yatay olarak 18 çerçeveli kovanı ilk defa onda gördüm. Allah sağlıklı uzun ömürler versin, ellerinden öpüyorum.Resim 1982 yılına ait.


Kadir TETİK 1939 Bolu Dörtdivan Doğumlu.
Halen arıcılık yapmakta olan bu genç delikanlı geçenlerde birde kalbini revizyona sokmuş. Kadir amcaya Allah'tan acil şifalar diliyoruz.

Makbule CAN 1939 Doğumlu üç çoçuk annesi yaşadığı yüksek dağ köyünde çoçuklarını en iyi şekilde yetiştiren Makbule teyze yıllardır arıcılık yapıyor. 1990 yılında arıcılık kursuna giderek sertifikasını alan Makbule teyze 90 kovana bakıyor. Bağ bahçe işlerinden arta kalan zamanlarında da gönlünden geçenleri işte böyle kağıda aktarıyor. ZKÜ. den Doç.Dr. İrfan KANDEMİR hocamla ziyaretine gittik.
Zaman içerisinde yazmaya devam edeceğim. Tanıdığınız, bildiğiniz bu değerleri lütfen yollayın hepimiz tanıyalım.

29 Mayıs 2007

DELİ BAL...

Bir çok insanın merak ettiği şu nam yapan DELİ BAL var ya. İşte onunla tanışalım istedim. Doğu Karadeniz bölgesinin her yerinde, Batı karadeniz bölgesinin bazı kesimlerinde yetişen görünümü harika olan orman alt bitkisi olarak bilinen orman gülü; Mor gül ( ağu- komar) Rhododendron Karadenizde odun olarak kullanılmasının yanında, kaşık yapımında da kullanılmaktadır. Her mevsim yaprakları koyu yeşil olan bu bitki rakım yükseldikce boyu kısalır ve çiçeklerinin formu değişir. Bunun yanında yaprağını döken ve çiçekleri açık sarı olan Sarı gül (çifin) de aynı ortamda aynı familyadan olarak yer almaktadır. Bu bitkilerin yapraklarını hayvanlar yemez, zehirlidir. Çiçeklerinin çekici, bol nektarlı ve polenli olmaları arılarımızı çok sevindirir. Bu bitkilerden üretilen balı yiyenlerde hızlı bir tansiyon düşmasi meydana gelir. Bilim adamlarının bu yönü üzerinde çalışmaları, kimyasalların aksine hiç bir yan etkisi olmayan bu doğal tansiyon düşürücüyü ilaç olarak imal etmeleri bu konuda sıkıntısı olan bir çok hastayı rahatlatacağına eminim. Bu konuda bir takım çalışmalarımız devam etmektedir. Orman gülü fotoğraflarını çeken dostum Fikret BAYDEMİR'e teşekkür ederim.
Sarı gül (çifin) fotoğrafını Trabzon daki babasını ziyarete giden dostum Salih Zeki ER yolladı. Kendisine teşekkür eder, bu vesile ile babasınada Allah'tan acil şifalar dilerim.

27 Mayıs 2007

YÜKSÜK YAPIMI (ANA ARI MEMESİ)...

Yıllar önce yapmaya çalıştığım ana arı yüksüklerinin aklım sıra en güzel şimşir ağacından yapılan malzemeden düzgün çıkacağını düşünmüştüm. Aslında güzel bir ATA sözümüz derki; "Ekmeği ekmekciye ver birde başına vur" Ne kadar doğru. Sanayi çarşısında ağaç torna işi (çıkrıkçı) yapan çok sevdiğim ustam Yavuz ÇAM (Rahmetli oldu) ağaç işini bilen adam. Bal mumu eriyince ağaca sarılır ve çıkmaz dedi. Onun bu vakumunu bozacak hava boşluğuna ihtiyaç var. Bunun için yüksük yapımında en güzeli geniş dokulu ağaç kullanmak lazım. Kayın ağacı bu iş için mükemmel. Yüksüklerin yapılacağı mumlar mutlaka ve mutlaka hijyen olmalı bunun için hiç kullanılmamış peteklerden faydalanmak lazım. Veya yakınınızda petek üreten firma varsa oradan steril olarak petek yapılmadan önce pestil dedikleri mumlardan alabilirsiniz. Eritme işlemi Benmari usulü olmasında fayda var çünkü ateş bal mumunu direk eritirse yanma meydana gelir ve mumdaki sağlığı bozar. Bunun için piyasada arıcılık malzemesi satılan yerlerde çok güzel mum eritme ibrikleri satılıyor. İbriğin üzerini açarsanız harika mum eritme kabı oluyor. Şimdi yüksük yapma çubuğumuzu sürekli suyun içinde saklamamız gerektiğini unutmayalım. ıslak yere bal mumu yapışmaz. sudan çıkarttığımız çubuğu hafifce silkelersek ucunda su damlası kalmaz, bunu erimiş bal mumunun içine 90 derece dik olarak 0,5 cm kadar batırıp çıkertalım. Eğer mum çok sıcaksa yüksükler çok ince olur bunun için 2-3 defa muma batırmak gerekebilir, sonra suyun icinde soğutup parmaklarımızın arasında hafifce döndürerek çıkartalım. İşte yüksüklerimizi hazırlamaya başladık. Nekadar lazımsa o kadar yapmaya devam. Çoçuklar bu işi iyi yapıyor... Hem işimiz arıcı yetiştirmek değilmi...
Çıtalara yapıştırma işi kolay. Erimiş mum dan biraz çıtaya damlatıp yüksüğü dik olarak üzerinde tutmak yeterli. Ana arı üretimini düşünüyorsanız yüksükleri çerçeveye yapıştıracağınız küçük kare çıtalara yapıştırmanız işinizi kolaylaştırır. Halil BİLEN'in blog da güzel resim var.

25 Mayıs 2007

SADECE ARICILIK KURSU MU ???

Evet uzun zamandır arıcılık kurslarından bahsettik. Bu kurslarda bakın neler olur.
Karadeniz Ereğli'nin Penpeciler köyü Çataklı mahallesinde Halk Eğitim Merkezi ile açılan kursta yapılan eğitim.....

Hamurlar önceden iç malzemesi (kıyma, salça, maydanoz ve kaşar peyniri)konarak hazırlanır...Daha sonra kıvamında kızdırılmış fırına pişmek üzere yollanır.

Bu arada çoçuklara nasıl para kazanacaklarını öğretmek için topladıkları dağ çilekleri satın alınacak...
Kursiyer Selma ALAGÖZ hamurları hazırladı, ben pişirdim, eşi Turan ALAGÖZ kontrol ediyor...Pişenlerin akıbeti malüm.......

eee... konumuz arıcılık değil mi? Birazda ders yapalım. Galiba herkes memnun baksanıza gülüyorlar. Bu anlatılanların uygulaması yapılacak.

22 Mayıs 2007

DOLU DOLU......

Bu güne kadar çok yağmur fırtına gördüm ama inanın ilk defa bu şekilde yağan DOLU gördüm eğer yere çarparak kırılmasalardı her halde yumurta kadar olurdu.Bir anda dışarıda silahlar patlamaya başladı sandım. dışarı çıkmak mümkün değildi, çok hızlı yere çakılarak kırıldılar. Allah herkesi bu afetlerden korusun. saat 23.00
Bunlar kırılmış olan parçalar...

KARINCALAR....

Dünyanın en çalışkan hayvanları olan bu minik yaratıkların bilmediğimiz çoook faydaları var. Bunlardan en çok hoşuma gideni ise eskilerin açık yaraları dikmek için yaptıkları. Yara uçları birleştirilir ve karıncaya ısırttırılırmış ısıran karıncaların başı koparılarak yara ağızı dikilmiş olurmuş......
Ancak arıcılık yapan bizler ise arı kovanlarımıza musallat olmalarını pek sevmeyiz. Unutmayın arı kovanı konacak en güzel yerde minicik sarı karıncaların olduğu yerdir, der atalarımız. Çünkü oralarda asla rutubet olmazmış. Kovanlarımızın üstü sıcak diye yuva yapmaları normal ama şurupluğun içine girerek boğulmaları iyi değil. Aslında kovanlara zararlarıda yoktur. Fakat yinede kurtulmak isteriz, bir çok çeşitli yöntemlerini okudum ve gördüm, hepside mantıklı ama ya yapması zor yada maliyeti yüksek.
İşte bilgi paylaşmanın faydasını burada da gördüm. Kdz. Ereğlide arıcılık yapan Dr.Fikret KARAKAYA ile bu konuda konuşurken ben talk pudrası kullanıyorum (eczanelerde kutu içinde satılıyor) dedi. Hepimizin bildiği bu minik yaratıklar evlerede çok gelirler ve genelde ilaç kullanılır, unutmayalımki kullanılan ilaçlar ZEHİR dirler. Evimize ve çevremize zehir dökmeyelim.
Talk pudrasını karıncaların geçtiği yerlere ve kovanın üzerine dökerek yaymak yeterli bir daha çok uzun süre oraya gelmiyorlar.

21 Mayıs 2007

KTÜ'LÜ ARICILAR......

Hani hep deriz ya arıcının eğitimlisi olsun diye!!! İşte bundan iyisi ne olabilir ki? Örneği burda.
KTÜ (Karadeniz Teknik Üniversitesi) den gelen misafirlerimizle arıcılık konusunda bilgi alışverişi yaptık. Gecen yıllarda Kestane balımızın çalışmasını yapan Doç.Dr.Sevgi KOLAYLI ve Yüksek Lisans öğrencisi Ali Osman SARIKAYA ile Doç.Dr.Mualla YALÇINKAYA KDZ-EREĞLİ ye gelerek arılığımızı ziyaret ettiler. Bizim için çok faydalı olan bu ziyerette hem bu güne kadar olan çalışmalar hemde bundan sonraki çalışmalarda yapabileceklerimizi gözden geçirdik. Her zaman söylediğim gibi bilim adamı ve arıcı el ele vererek çalışmalarımızın sonucunda ülkemiz hak ettiği yere ulaşacaktır.
KTÜ örneğinde olduğu gibi. Değerli hocam Doç.Dr. Sevgi KOLAYLI ve çalışma arkadaşlarına arıcılığa sağladıkları katkılarından dolayı bir kez daha teşekkür ediyoruz. Kestane balı konusundaki çalışmaların sonuçları www.zaybir.com sitesinde "kestane balı ve özellikleri" başlığı altında yer almaktadır.

NASIL ARICI OLUNUR...!!!

Aydın ilimiz bir çok ürünü ile ün yapmıştır biliriz. Bu gidişle daha çok konularda da ün yapacak.
Uzun zaman önce bir vesile tanıştığım bir aileden bahsetmiştim ve bu aile
çoçuklarından birinin hastalığı sebebiyle benden kestane balı istemişti. Çok şükür çoçuk şimdi iyi, arkasından kaliteli balı nerden ve nasıl bulabilecekleri konu olunca bende en iyi balı kendi kovanınızdan üretirsiniz dedim. İyiki dedim, dostumuz eşi Arzu hanımla birlikte arıcılığa başladı ve kurallarınıda koydu. Bana yolladığı yazıyı aynen yayınlıyorum.
Sinan GÜLER'e bu paylaşımından dolayı teşekkürler... Başarılarının devamı dileğimle...

ARTIK BEN ARICI OLDUM
ARICI OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ.???

15/05/2007
İşyerimdeyim ama kafam burda değil. Arılarımda . Nasıl yapsamda kaçıp gitsem diye düşünmeye başlamıştım ki birde baktım yoldayım. Doğru arılarımın yanına gidiyorum.

Kural 1: işyerinden çeşitli bahaneler ile ayrılıp arıların yanına gidilecek.

Yirmi dk sonra arıların yanındayım. Heyecan ile böldüğüm kovana bakıyorum. Ana arı çıkmış. Güzelliği göz kamaştırıyor. Şöyle derinden bir maşallah çektikten sonra öpüveresim de geldi. Ama arı bu sağı solu belli olmaz, deyip vazgeçtim. Diğer ana yüzükleride açılmış. Bizim arı oğul üstüne oğul verdiğinden içinde arı kalmamış . Tabii canım sıkıldı doğal olarak. Zayıf kovanların önünde içeriye arıların girmemesi için bir mucadele olduğunu gördüm . eyvah yağmacılık başladı herhalde diye düşündüm. Çünkü bölge olarak bahar bitti ve çiçek kalmadı. Hafta sonunda taşımaya karar verdim ama her halde beklemiyecek diye düşünüp, yarın akşam taşınayım. Deyip tüm kovanlara şeker şerbeti verdim.

Can sıkıntısı ve hayal kırıklıkları içinde eve döndüm.

Hava kararmak üzere cep telefonum çaldı. Arıyan yaylada ki arıları götüreceğim yerdeki arkadaşım. Heyecan içinde ağaçta oğul var. Alacakmısın dedi. Hiç düşünmeden olur dedim. Tamam biz alırız dedi ve Telefon kapandı ama bunlar arıcılıktan anlamaz nasıl alacak diye düşündüm. Yapacak bir şey kalmamıştı. Yüce rabbim acıdı herhalde oğul veripte giden arıların yerine nasip gönderdi diyede düşünmedim değil.

Doğru köye gittim. Yanıma boş bir kovan iki boş çıta ve şeker alıp. Yola koyuldum. Saat 22:10 çivarında oğul arının olduğu yere ulaştım. Oğulu almışlar bir şeker çuvalının içine koymuşlar ağzını bağlamışlar. Birkaç tanede arı sokmuş tabii. Havasız kalır çıkartalım kovanın içine koyalım dedim. Gerek yok bir sey olmaz dediler. Köylü adam bunlar pekde işlerine karışılmıyor. Bir şey diyemedim. Onlar alıp götürecek diye düşünüyor. Bende nereye götüreyim gece vakti diye düşünüyorum. Benim derdim. Arı ne olacak onlar bilgisayar derdinde. Saat 24 u yaklasmaya basladı. Burda bahce varmı dedim. Var tamam buraya koyalım dedim. Gece saat 00:30 u gosterdıgı sırada ben once çuvalın ağzını açtım. Anında hoş geldiniz deyip ellerim den öpmeye başladılar. Ayıp oluyor demeye kalmadan üst üste nasıl oluyor bunlar karanlıkta görüyor. Canım yanıyor. Çuvalın içinden dal parçasını çıkardım. Üzeri arı dolu. Bir salladım. Lop diye kovanın içine oturdu. Çuvalıda şöyle bir salladım. Kaçtım. Kim dediyse yalan söylemiş . bu arılar gece görüyor. Kovaladılar beni. İsabet bile sağladılar.
Kural 2: arıcılıkta yer zaman mevki konum diye bir şey yoktur. Arıcı her zaman her yerde ve her koşulda çalışan insandır. Gecenin bir yarısında bile oğul alır.
Herhalde gece yarısı ilk oğul yerleştiren arıcı diye de kitaplara geçeçeğiz. Olsun o kadar acemi ördek misali
Saat 02:00 civarında eve dönmek nasip oldu. Yorgun bır şekilde kendime zorla yatağa attım. Çalışma odamdayım. Masa lambasını yakmışım. Yanımda bir kovan duruyor. Çıtaları tektek alıyorum. Masa lambasınını ışığı altında kraliçeyi arıyorum ha tamam buldum. Ne kadar huzursuz olmus peteğin üzerinde koşturup duruyor. Aaaaa uçtu. Dur gitme . nereye gittin derken uyandım. Ne rüya imiş dedim.
Kural 3: Yattığınızda bile rüyanızda arı görüyorsanız. İşte arıcı oldunuz demektir. Yada arı ile kafayı bozmak üzeresiniz.

13 Mayıs 2007

YALANCI ANA...

Arıcılıkla ilgisi olan herkesin bildiği gibi (olmayanlarda bilir ya) arı ailesinde ana arı her zaman kovanın hakimiyetini elinde tutar. Bazı sebeblerden dolayı kovanda ana kayıpları olabilir. Bu durumlarda eğer kovanda ana arı yetiştirmek için uygun yaşta yumurtalar yoksa arılar içlerinden bir kaç işçi arıyı (kısır dişiler) beslemeye başlarlar. Arıcılıkta buna yalancı analı oldu denir. Yaratılışı itibariyle döllenme özelliği olmayan bu işçi arılar dolayısıyla dölsüz yumurta yumurtlayacaklardır. Ancak yumurtlamanında bir sistem içinde olmasına rağmen bu işçi arılar düzensiz ve gelişigüzel yumurtayı bırakırlar. Bu özelliği de biz arıcılara iyi bir uyarıdır, arıcılar bu tür kovanlarının ana arısını kaybettiğini daha kolay anlaması için kolaylık sağlar. Bir çok kaynakta bu tür arıların 150 - 200 metre uzağa silkelenmesi halinde yalancı anaların orada kalarak geri gelemeyeceğini yazar, ancak yeni yumurtlamaya başlayanlar genelde geri geliyor.
Şimdi biz işin teknik boyutuna bakalım. Ana arı yok olunca arılar birilerini beslediği için yumurtlamaya başlayanlar olduydu, o halde bu beslenme şartlarını ortadan kaldırırsak onlarda yumurtlamadan vaz geçmesi gerekir. Bizim yıllardır uyguladığımız yöntem işte bu % 100 sonuç alıyoruz. Kovandaki tüm çerçeveleri silkeleyip alıyoruz arılar dalda oğul gibi kovanın içinde salkıma giriyorlar 3-5 tanesi çalışmaya devam ediyor yinede. Bu şekilde 3 gün beklettiğimiz arılara çiftleşmiş hazır ana arı varsa vermek en iyisi, eğer yoksa günlük yumurtalı bir çerçeve ve arılarımızın işgal edeceği kadar diğer çerçeveleri koymamız yeterli. Unutmadan aldığımız erkek yumurtalı veya yavrulu eski çerçeveleri geri vermiyoruz. Polenli ve ballı olanları vermek yeterli.