12 Eylül 2009

GEZİP GÖRDÜKLERİMDEN BAZILARI...

Yurdumuzun gezilmesi ve görülmesi gereken o kadar çok yeri varki... Fırsatım oldu 18.06,2009 - 23.06.2009 tarihleri arasında Karaelmas Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi'nin düzenlediği GAP gezisine katıldım. Bir otobüsle gittiğimiz geziden dört gün süreyle çektiğim video ve fotoğraflardan bazı görüntülerimi sizlerle paylaşacağım...

Zonguldak'tan akşam yola çıktık, Ankara üzerinden Adana'ya vardık sabah kahvaltımızı orda yaptık. Yol üzerinde bir tepede gördüğüm muhteşem yapılı kale, ve iskenderun'daki dev parkta topluca hatıra fotoğrafı. Hatay'a doğru yola devam ediyoruz...

Hatay çok değişik dönemlerin izlerini taşıyor, gittiğimiz bu kilise dünyanın en eski kilisesi olarak kabul ediliyormuş. Kilise önünden Antakya (Hatay) ın görünüşü ve tarihi Hatay çarşısı.

Tarihi kadar güzel mesire yerlerinden birisi olan şelale, şelalenin suyunu çok iyi kullanan işletme sahibi masaları suyun önüne yaptığı havuzlara koyuyor. Bütün gün gezerek yorulan ayaklarınızı buz gibi suyun içinde dinlendiriyorsunuz veee.. Hatay'a gidip de yenmeden dönülmemesi gereken KÜNEFE tatlısı...

İlk adı DÜZİÇİ KÖY ENSTİTÜSÜ olan bu okul şimdi ise Düziçi Anadolu Öğretmen Lisesi olarak eğitime devam ediyor...

O günün şartlarında bile bu gün bir çok öğrencinin görmediği eğitim araçları mevcut. İnsan iskeleti gerçek iskelet olduğunu söylediler...

Şimdiki müdür tarihi gelişmeler hakkında bize bilgi verdi. Dekanımız Sayın Prof.Dr. Erdal COŞKUN ziyaretçi defterine duygularını yazdı. O günkü öğrencilerin toplu fotoğrafı...

Okulun bahçesinde bulunan DÖĞEN, o yıllarda öğrenciler kullanıyordu. Okulun su ihtiyacını karşılayan çeşme; İRFAN ÇEŞMESİ. Geziye katılan öğrencilerden ve öğretmenlerden bir gurup...

Geçmiş dönemlerde yaşamış ve nesli tükendiği kabul edilen hayvanlar. O dönemde avlanmak ve savaşmak için kullanılan silah çeşitleri...

Söze gerek var mı? İŞTE ANADOLU İNSANI. Birecik ve baraj gölünde gün batımı...

Gece gittiğimiz Urfa'da akşam yemeği ve sıra gecesi. Ertesi gün sabah erkenden Harran gezisi...

Yerleşim yerinde yapılan kazı çalışmalarına göre bu harita çizilmiş. Video izlemek için tıklayın: Dünyada ilk üniversite olduğu söyleniyor ve Urfa yöresinde bulunan kümbet evler...
Hz.Eyyüp peygamber'in çile çektiği mağara ve şifa bulduğu su kuyusu....

Tarihi Urfa kalesinden Urfa görünüşü, Kaleye çıkmak insanı epeyce zorluyor ancak inişte size bir süpriz var. Kan ter içinde çıktığınız yolu 10 dakikada çok serin bir tünelden inerek yapıyorsunuz... Urfa kalesinden panoramik görünüm.
----------------------------------------------------------

Gururumuz ATATÜRK BARAJI, güvenlik nedeniyle barajın iç kısımlarına girilmiyor ama barajı görmek için belirli yerler düzenlenmiş. Bu ziyaret yerlerinde çayınızı yudumlarken manzaranın büyüsüne kapılıyorsunuz. Barajdan ayrılıp Nemrut dağına doğru yola çıkıyoruz ve geceyi yolda geçirdik. Sabaha karşı 04.00 gibi gece karanlıkta dağa tırmanıyoruz, rakım yükseldikçe havada soğuyor. Nemrut dağında doğu yönünde güneşin doğuşunu akşam oluncada batı yönünde güneşin batışını izliyorsunuz ve her iki yöndede sanki güneş sizden çok aşağılardaymış gibi duruyor.
İşte Nemrut dağında güneşin doğuşu.... Gece çıkdığımız dağ yolunda çevreyi görememiştik...

Adıyaman'dan dolmuşlarla dağın belirli yerine kadar çıkıyorsunuz, sonra temponuza göre 45 dakikalık bir yol yürüyerek zirveye çıkıyorsunuz. Eğer şansınız var da hava bulutlu değilse ay ışığı size yeterli yoksa yanınızda el feneri bulundurun. Güneşin doğuşundan sonra geri dönüşte yolun ne kadar zor olduğunu anladık...
Gezimizin sonu geldi artık dönüş yolundayız. İşimiz arıcılık olunca elbette gözlerimiz arıyı arıyor, işte arı ve yollardan uzaklarda gezginci arıcılarımız...
-------
Dönüş yolumuz Kayseri üzerinden, dört günlük gezimizde iyice yorulmuşuz ama karşımızda müthiş manzarasıyla Erciyes dağını görünce görüntülemeden edemedim. Fırsat bulduğunuz zaman cennet vatanımızda bir yerleri gezin, ama mutlaka gezin....

5 Eylül 2009

ZONGULDAK BARTIN KARABÜK KALKINMA AJANSI...

Zonguldak Bartın Karabük Kalkınma Ajansı Kalkınma Kurulu’nun ilk toplantısı, Bakacakkadı 100. Yıl Hizmet Köyü’nde gerçekleştirildi.
Zonguldak’ı ajans içinde bir üye ile temsil edecek kurum ve kuruluşlar ise şunlar: Zonguldak İl Özel İdaresi, Zonguldak Belediyesi, İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü, İl Defterdarlığı, Tarım İl Müdürlüğü, Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü, İş Kurumu İl Müdürlüğü, Gökçebey Kaymakamlığı, Karadeniz Ereğli Kaymakamlığı, Çaycuma Belediyesi, Karadeniz Ereğli Belediyesi, Devrek Belediyesi, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye İstatistik Kurumu Bölge Müdürlüğü, KOSGEB Zonguldak İşletme Geliştirme Merkezi Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Zonguldak Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi, Zonguldak Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Zonguldak Esnaf Kefalet Kooperatifi, Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği, Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası, Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi, Devrek Ticaret ve Sanayi Odası, Deniz Ticaret Odası Ereğli Şubesi, Ereğli Ziraat Odası, Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası, Ereğli Organize Sanayi Bölgesi, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Ereğli Şubesi, Karaelmas Üniversitesi Vakfı, Amele Birliğe Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığı, Türkiye Sakatlar Derneği Zonguldak Şubesi, Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti, Zonguldak İşadamları Derneği, Zonguldak Televizyon Radyo A.Ş (67 Kanal Z), Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Zonguldak Ereğli ve Çevresi Kalkındırma Derneği.
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) uzmanı İlgen Şerifeken, ajansların konumu ve kalkınma kuruluşlarının görevleri hakkındaki sunumuyla başlayan toplantıda, Vali Erdal Ata başkanlığında oluşturulan geçici yönetimde, katip üyeliklere en genç iki üye olan Karabük Belediye Başkan Yardımcısı Ezgi Gündüz ile Karabük İl Sağlık Müdürü Dr. Korkut Eren seçildi.Bölgesel kalkınma ajansları, bir bölgenin sosyo ekonomik koşullarını geliştirmek amacıyla Dünya’da 1930’lu yıllardan itibaren kurulduğunu dikkat çeken Vali Erdal Ata, Önemli bir bölümü Avrupa’da olmak üzere pek çok bölge kalkınma ajansı mevcuttur. Bu konudaki ilk örnek 1933 yılında ABD’de kurulmuş ve daha sonra Avusturya, Belçika, Brezilya, Almanya, Hollanda, İtalya, Portekiz, ispanya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’da da bir çok bölgesel kalkınma ajansları kurulmuştur.Sonuç olarak, hem ulusal, hem de bölgesel yerel düzeyde başta istihdam ve gelir olmak üzere ekonomik ve sosyal göstergelerin iyileştirilmesine, bölgelerarası ve bölge içi gelişmişlik farklarının azaltılmasına ve dolayısıyla ülkenin genel refahının artırılması ve istikrarının pekiştirilmesine olumlu katkılar sağlayacaktır dedi.

1 Eylül 2009

RAMAZANDA İFTAR....

Ramazan ayı, bolluk, bereket ve mağfiret ayı olduğu gibi geleneklerimize göre ikram ayıdırda. Bizim 20 yıldır istisnasız olarak bir gurup arkadaşımızla ilk haftalarda toplu olarak iftarımız olur. Her zaman güveç ve tatlı hazırlaması bana ait olur, tatlı olarak genelde güllaç yapıyordum ama bu ramazanda değişiklik olsun diye bir tepsi baklava eşim tarafından hazırlandı. Bu fotoğrafta üçüncü kuşaktan olanlar var. Bazen hey gidi günler heyyyyyyy... deriz ya, işte bizde akşam öyle dedik. Geçen yıllar içerisinde aramızdan bir çok arkadaşımız ayrıldı, onları ve tüm geçmişleri rahmetle anıyoruz. Allah tüm geçmişlerimize rahmet eylesin...


Yine ramazan ayında değişmeyen bir kural da evde genelde iftar yemeklerini ben hazırlarım. Bu akşamki yemeğimizde ise bir çok yörede farklı olarak yapılan saç tava vardı. Saç tava piyasada iki milimetre kalınlığındaki saçın preslenerek imal edildiğini biliyoruz, ama Trabzon gibi bakırcılık sanatının ileri olduğu birkaç ilimizde dövme bakırdan kulplu yapılarak kalaylanmış olarak satıldığını çok kişi bilmez. Eğer evinizde saç tava yapmayı seviyorsanız benim tavsiyem mutlaka kalaylı bakırdan imal edilenlerini terçih edin.
İftardaki heyecanlı bekleyiş kadar çocukluğumdan beri beni hep heyecanlandıran sahur olmuştur. Hatırlayabildiğim kadarıyla ilk sahur o zaman ocak-şubat aylarıydı evde tatlı bir telaşla içinde odun yakılan guzinemizin üzerinde tüm yemekler pişerdi. Rahmetli babamın olmazsa olmazı olan kuru incirden yapılmış hoşafı gündüzden kaynar sahurda soğumuş olurdu. Yemek saatine kadar biz yatağın içinden olup bitenleri takip ederdik ve yemek hazır olunca tüm aile yemeğe başlardık. Yüce mevlam herkese başladığı yıldaki orucunu tekrar tekrar yaşamayı sağlık ve mutluluk içinde nasip eylesin.
HAYIRLI VE BEREKETLİ RAMAZANLAR DİLERİM.

21 Ağustos 2009

SONBAHAR EĞİTİMİ...

Mevsim itibariyle bölgemizde balını almayan veya gittiği yerden geri gelmeyen arıcımız kalmadı. Şimdi sırada ballarını aldığımız arılarımızın sonbahar bakımını yapmak var, her zaman dediğimiz gibi gelecek yıldaki başarımız arıları nasıl kışa soktuğumuza bağlı. Bu nedenledir ki Zonguldak arıcısının bir kısmını bulundukları bölgede bilgilendirmek amacıyla küçük çaplı bir eğitim semineri düzenledik. Konumuz "sonbahar, kış bakımı, bal'da kalıntı ve Dünya'daki varroa ilaçları"





Salona gelen arıcılarımızla birlikte merhabalaştıktan sonra herkes yerini aldı. Açılış konuşması ardından saygı duruşu ve istiklal marşımızın okunmasından sonra Zonguldak İl Tarım Müdürümüz Sayın Yusuf AKIN konuşmasını yaptı. Sayın müdürümüz ilimize geldikten beri olan değişiklikleri ve tarımda yapılması gerekenleri çok ince ayrıntılarıyla bizlere anlattı. Arıcılık konusunda ise tüm dünyada olduğu gibi daha büyük arılıkların olması gerektiğini ve işletmelerin olması gerektiğini söyledi. Dünya ile rekabet edebilmek için üretimin arttırılması çiftcilerimizin daha sosyal ve eğitimli olması gerektiğini vurgulayan müdürümüzson olarakta bu tür eğitim seminerlerinin önemli olduğunu bölgemiz arıcılarına hayırlı olası nı dilerken katılan konuşmacılara hoş geldiniz dedikten sonra konuşmcıları dinlemek üzere salondaki yerine oturdu.

SONBAHAR VE KIŞ BAKIMI: Bu konuda her zaman arıcılarımızın çok değer verdiği ömrünün 40 yılını bu konularda harçayan değerli bilim insanı sayın Prof.Dr. Muhsin DOĞAROĞLU hocam, kendine has uslubuyla sunumunu yaptı. Her zamanki gülen yüzü ve tatlı sohbetiyle salonda bulunan bizler adeta nefeslerimizi tutarak dinledik. Birkaç seminerine katılmış olmama rağmen her seferinde çok şeyleri öğrendiğimide belirtmem gerekiyor. Benim tavsiyem her ne kadar biliyor isekte mutlaka bu tür eğitim toplantılarını kaçırmayalım. Bazen hiç belli olmuyor bir kelime bile insanın hem bakışını değiştirir hemde bilgi hazinesinde hiç bir şeyin olmadığını hatırlatır. Bir çok kitapta yazdığı gibi dünyanın en değerli ve pahalı şeyi bilgidir. Bu nedenle dinlediklerimizle yetinmeyerek sayın hocamın son yazdığı kitaptanda birer tane alarak dinlediklerimizi dolabımızda saklayacak şekilde belgelemiş olduk.
BALDA KALINTI ANALİZLERİ: Pendik Veterinerlik Araştırma Enstitüsü Kalıntı analiz uzmanı Dr.Vet. Hek. Nurullah ÖZDEMİR Türkiye'de buluna 3 araştırma enstitüsünden biri olan Pendik Araştırma Enstitüsünde tüm gıdalarda olduğu gibi ürettiğimiz baldaki kalıntıları izleyebildiklerini ancak esas görevlerinin üretilen tüm ilaçların kalıntılarını izlemek oldunu belirtti. Enstitüye son alınan cihazlarla uluslararası seviyede ölçümleri yapabildiklerini belirtti. Geçmişten beri arıcılıkta kullanılan bazı ilaçların aktif maddelerinin ciddi manada kalıntı bıraktığını öğrendik. Biz arıcılar olarak sadece varroa'ya karşı veya ağ kurdu için kullandığımız ilaçların öldürüyor olması sonuç alıyoruz anlamına gelmediğini anladık. İnsan olmanın gereği kendimize verdiğimiz değerin kat kat fazlasını karşımızdakine vermeliyizki yaşadığımız hayatın bir değeri olsun. Yoksa kendimize göre iyi dediğimiz ilaçların aslında hem kendimize hemde geleceğimize ne kadar zarar verdiğini bilmiyorsak ciddi manada bir insanlık sucu işliyoruz demektir.
DÜNYADA ARI İLAÇLARI:Dünyada ve Türkiye'de üretilen arı ilaçlarını BioHAYAT firması Ar-Ge müdürü

Vet.Hek. Harun KULOĞLU anlattı.
Dünyada kalıntı bırakmayan ürünlere doğru ciddi bir geçişin olduğunu, ilaç şekillerinde Türkiye'ye göre farklı formların bulunduğunu söyledi.
BioHAYAT olarak bu alandaki eksiği gidermek için yurt dışında üretilen bazı ilaçları getirmek ve olmayanlarıda kendimiz üreterek arıcıların hizmetine sunmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye'de 2000 çeşit hayvan ilacı olmasına karşın 24 arı ilacı bulunmakta ve bunların bir kısmıda ruhsatsız satılmakta...
Ne yazık ki ülkemizde bazı arıcı arkadaşlarımız deri tabahlama sanayiinde kullanılan 3 liralık oxalic acid'i "oksalik asid" varroa ilacı olarak satmakta veya kullanmakta, oysa arıda kullanılan oxalic acid gıdalarda kullanılacak kadar kaliteli olmalı. Son yıllarda büyükbaş hayvanlarda veya tarımda kullanılan bazı ilaçlarında arıcılıkta kullanılması maalesef çok büyük hatalara neden olacaktır. Tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de ilaçlarda organik üretime ağırlık verildiği görülmekte. Yakın zamanda arıcılıkta kullanılan bir çok yeni ve etkili ilaçları arıcılarımızın kullanabileceğini söyleyebilirim. BioHAYAT firmasına arıcılığa ve arıcılarımıza verdiği bu desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
Eğitim semineri sonrasında Çaycuma ilçemizde ARILIĞI bulunan Hasan KALPAKLI kardeşimin nazik davetine icabet ettik. Güler yüzle karşılandığımız arılıkta değerli kardeşim Ekrem KÖSE arı gibi etrafımızda dolaşarak bizleri çok mutlu ettiler. Oradaki yaşadığımız güzel anıların bizde kalması şartıyla ayrıldık ve eski sahil yolundan Zonguldak'a doğru yola çıktık. Değerli arıcı dostlarımızla ve bilim adamlarımızla harika bir gün geçirdik.
HER ŞEY AKLA MUHTAÇTIR, AKILDA EĞİTİME. Hz. Ali (ra)

18 Ağustos 2009

KONTROLE GİTTİK...

Bugün Zonguldak İl Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğünden Veteriner Hekimi Esra ASLAN ile birlikte AKS (arı kayıt sistemi) ye kayıtlı ve 2009 yılı desteklemeden yararlanacak olan ilimizdeki bir kaç arıcıyı ziyarete gittik.


İlk Fotoğraf Gelik beldesindeki arıcımız İrfan ÇOBAN 250 aktif kolonisi var ancak son yaptığı bölmeler destekleme kapsamına girmediği için 200 koloniden destekleme alıyor. Sağ taraftaki fotoğrafta Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği 2. başkanı Ali ÇAKIR'ın arılığı, buradada aktif koloni sayısı 170 olmasına rağmen 150 koloniden destekleme alıyor. Fotoğrafta soldan sağa: Selahattin GÜNEY, Şaban GÜLSEVER, Ali ÇAKIR, Vet. Hek. Esra ASLAN ve Mehmet ÇOBAN

Vet.Hek. Esra Hanım kovanlardaki arı mevcudunuda kontrol etmek için bir kaç kovanı açtırdı, ve bizden çok kendisi merakla açtığımız kovanda ana arıyı görmek istedi. Ana arıda sanki bize inat işte ben burdayım ve bu yaşıma göre (ana arı yaşlandı) görevimi iyi yapıyorum dercesine yumurtlar halde bize poz verdi.

Vet. Hek. Esra hanım arıların hayatını iyice kontrol etmeyi kafasına koymuş, onlar kovanlara bakarken bende arılıktaki bahçede bulunan ve tropikal bir meyve türü olan pepino fidelerini incelemeye başladım. Bu gün bir çok arıcımızı kontrol ettiler ve bende yanlarında refakatcilik yaptım, uğradığımız arıcı kardeşlerimizin gösterdiği ilgi ve güler yüzden dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Akşamın geç saatinde büroya gelerek Perşembe günü Sayın Prof. Dr. muhsin DOĞAROĞLU, Pendik Araştırma Enstitüsü'nden kalıntı analiz uzmanı Sayın Dr.Vet.Hekimi Nurullah ÖZDEMİR hocamızında katılacağı "ARILARDA SONBAHAR BAKIMI, VARROA MÜCADELESİ VE BALDA KALINTI" konulu seminer için hazırlıklarımı sürdürdüm. Toplantı Bakacakkadı beldesinde 100. yıl hizmet ve tatil köyündeki tesislerin toplantı salonunda 20 ağustos 2009 perşembe günü saat 12.30 - 15.00 saatleri arasında yapılacak. TÜM ARICILARIMIZ VE ARI SEVENLER DAVETLİDİR...

10 Ağustos 2009

TEVAZU...

Değerli dostlarım, insan olmamızın gereği sevgi, saygı ve hoşgörülü olmaktır. Menfaatlerimiz doğrultusunda geçmişte iyi dediklerimize gün olupta kötü demek başkadır, çamur atmak başkadır. Benim yetiştiğim ortamda yapılan iyilikleri Allah rızası için yap sana yapılan kötülükleride unut denmişti ve o kültürle büyüdüm. Hayatımda hiç kimseyi aşağılamadım ve 53 yaşıma kadarda onurumla yaşadım, çevremdeki yakın dostlarımda iyi bilirlerki toplum içerisinde her zaman kendimi küçük görmüşümdür ama bu asla alçaklık anlamında değildir. Aslında yazacaklarım bu kadar değil, son zamanlarda adıma atfen yazılan yorumlar beni rahatsız ettiği için bu yazıyı yazdım. Yazıyı yazan kardeşimizede yazarak durumu anlattım, isterdim ki iyi veya kötü bir cevap yazsın maalesef gale bile almaması bana bu cevap hakkını verdiği kanaatindeyim. Bloglarda yazı yazmakla her şeyi biliyorum anlamına gelmez, ama bildiklerimizi paylaşmak bilmediklerimizi öğrenmek için çok iyi bir araç olduğu da inkar edilemez. Ancak yazarkende okurkende kimsenin şahsiyetiyle onuruyla oynama hakkınıda vermez....
Bu yazıyı okuduğunuzda bakın atalarımız birbirilerine nasıl muamelede bulunuyorlar, o nedenledirki onları toplum da büyük adam yerine koymuştur. Yoksa herkesin bir damla su kadar olduğunu tekrar yazmama gerek yok her halde...
TEVAZU...
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektas Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektas Veli'ye anlatır ve Hacı Bektas Veli: - ' helal değildir ' diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır . Mevlana ise; bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana söyle der: - Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir. Adam üşenmez kalkar Hacı Bektas dergâhı'na gider ve Hacı Bektas Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli'ye sorar. Hacı Bektas da söyle der: - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.
Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen bir insan olmamız dileğiyle...

5 Ağustos 2009

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...

Rahman ve rahim olan Allahım, bu gecede sen biz insanların yari ol, yardımcımız ol, azımızı çok, noksanımızı tamam eyle, hanelerimize bereket , vücudumuza sıhhat, gönlümüze muhabbet ver, dertli kullarına deva, borçlu kullarına eda ihsan eyle, sen bizi bizden iyi bilirsin yarabbi bizim kalbimizden geçen ama dilimizle ifadeden aciz olduğumuz muradımızı lütfunla bahşeyle yarabbi. bu yazıyı okuyan dostlarım da amin diyeceklerdir inanıyorum çünkü ben duamı onlar ve tüm insanlar için ediyorum, duamı kabul eyle yarabbi. amin.
-- Kanat vardır doğan'ı sultana götürür, kanat vardır kuzgun'u leşe getirir... Bilgisiz kişiye öğüt vermek, çorak toprağa tohum atmak gibidir,,(Hz.mevlana)

27 Temmuz 2009

SONBAHAR VARROA MÜCADELESİ...

Bal hasadı sonrası ilk yapılacak işlerimizden biriside arılarımızı gelecek yıl için hazırlamaktır. Bu nedenle işlerimizi öncelik sırasına koymamız gerekiyor, öncelik balları alınan arılarımızda iyi bir VARROA mücadelesi yapmamız gerekir, sonrasında sonbahar şuruplaması başlayacak. Varroa mücadelesinde en çok dikkat edilecek konulardan biriside kullanılan ilaçların sağlıklı ve ruhsatlı olması gerekir. Piyasada insan sağlığına ve arı sağlığına son derece zarar veren ilaçlar çok ucuza satılıyor. Arıcılar olarak ilaçların içeriğini ve sağlığımızla ilgili olan bilgileri biliyor olmamız gerekir. Bir başka önemli konu ise varroa mücadelesinde üst üste aynı ilaçla ilaçlama yapmanın varroa'da direnç oluşturması, kullanılan ilaçın etkisinin azaldığı ve varroaların ilaçlara karşı direnç kazandığını bilmemiz gerekmektedir.


Geçtiğimiz ilkbaharda arılığımda ayrı firmaların ayrı ilaçlarını denemiştik, yaptığımız saha çalışmasında ilaç firmalarının çalışma guruplarında dönüşümlü olarak kullandığımız ilaçlar vardı. Bal hasadı sonrasında LAVİTA firması tarafından ithal edilen Flumetrin etken maddeli ilacı kullandık. Lavita Ürün sorumlusu Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Gözde ARSLAN ile birlikte çalışma gurubundaki varroa ilaçlamasını bu gün yaptık. Son söz olarak Değerli hocam Sayın Nizamettin KAYRAL diyorki: ...ARIYA YAPILAN EN İYİ BAKIM SONBAHARDA YAPILAN BAKIMDIR...

22 Temmuz 2009

ÇERÇEVELERİ YALATMA...



Balları alınmış çerçeveleri arılara yalatmak için neler yaptığımın videosunu çektim. Dünkü yazıma yorum yazan arkadaşlardan Yusuf ŞİMŞAK kardeşim kasaları aldın çerçeveleri nasıl yalatacaksın demişti, hem ona hem de bu işte yeni olan arkadaşlara bilgi vermek amacıyla bu akşam video çekeceğimi yazmıştım. Değerli arı dostları işin en riskli bölümü bal hasadında ve sonrasında çevrede bal kalmadığı için arılar yağmacılığa çok çabuk başlıyorlar. Bu nedenle elimizden geldiğince çok çok dikkatli olmalıyız. Yalatmaya verdiğim çerçevelerin görüntüsü net olsun diye ben bile biraz erken hareket ettim esasında hava karardıktan sonra yapılması en doğrusudur. Mustafa HİLMİ kardeşimiz gibi eğer alt kattan bal aldınızsa o zaman alt kata yalatmak için verilen çerçeveler arı kışa hazırlanacağı zaman alınmalı, yani sonbahar şuruplamasına başlamadan önce alınır. Ancak kuluçkalıktaki arılı çerçeve sayısı fazla olduğu zaman hiç alınmamalıdır. Arıyı kışa hazırlama konusunu ayrıca yazacağım, bu konuda bir çok arkadaşımın bloglarında çok güzel yazılarda vardır.

21 Temmuz 2009

BAL HASADI ve BAL SÜZME...

-

-------------BAL HASADI ----------------VE---------------------BAL SÜZME

Bir çok bölgede bal sezonu devam ediyor, bizim gibi tek sağım yapacak olan arıcılar için ise sezon bitmiş bulunuyor. Bende bu yıl bal hasadına başladım Allah tüm arıcılarımıza gönüllerince ürün üretmeyi nasip eylesin...

NOT: BU AKŞAM SÜZDÜĞÜM ÇITALARI YALATMAK İÇİN VERİRKEN VİDEO ÇEKECEĞİM. TÜM YORUM YAZAN ARKADAŞLARIN İLGİ VE TEMENNİSİNE TEŞEKKÜR EDERİM...

11 Temmuz 2009

ESKİMEYEN DOSTLAR...


Uzun zaman oldu yoğun işlerimden ve hastalarımızın olmasından dolayı blogda yazamadım. Kızımın stajı için geçen hafta Bursa Yenişehir'e MAY tohum firmasına gittim, işlerimizi hallettikten sonra arıcılık işine başladığım yıllardan beri tanıştığım CİVAN ARICILIK firmasına uğramadan dönmek istemedim. Sayın Mehmet CİVAN abimle yaklaşık 30 yıldır tanışıyoruz çünkü, bana çok büyük emekleri var ve ülke arıcılığına çok büyük hizmetleri olduğu inkar edilemez. Türkiye'de bu gün hemen hemen tüm arıcılarımızın kullandığı polen kapanlarının ilk üreticisidir. O yıllarda Mehmet abi ile polen tuzakları üzerinde yaptığımız çalışmaları çok arıcımız bilmez bile. Arıcılığın olmazsa olmazı olan tüm malzemelerin üretimi için üç kuşak çalışmalara devam ediyorlar ve arıcılarımızın ihtiyacı olan tüm malzemeleri temin ediyorlar. İşlerindeki kalite ve fiyat uygunluğu nedeniyle artık ürünlerini Avrupa'nın bir çok ülkesine satıyorlar, örnek verecek olursam, Fransa, İtalya, İngiltere,İsveç, Azarbaycan, Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Bosnahersek, Etopya, İsrail, Filistin, Cezayir, Finlandiya ülkelerine imal ettikleri ürünleri satıyorlar. En son 25-27 Kasım 2008 tarihinde Muğla'da yapılan uluslararası çam balı kongresinde Finlandiya'lı firma tarafından sergilenen ve 4400 euro yani 9000 tl civarında olan yarı otomatik sır bozma makinesini daha kaliteli malzemeden üreterek Türk arıcısının hizmetine sundular. Yerli üretim olan bu makine arıcılarımızın işlerini daha çok kolaylaştıracağı kesin, yaptıkları değişiklikle elektrikle kullanılan bu makineyi gezginci arıcılarımız istedikleri yerde jeneratörle rahatça kullanabiliyorlar. Çok hızlı sır bozmanın yanında çerceveler hiç bozulmuyor ve istenilen kalınlıklarda ayarlanarak bal mumu üretimide yapılmış oluyor. CİVAN ARICILIK bu makineyi yarı fiyatına satışa sundu ve her makine alana birde jeneratör hediye veriyor. Ayrıca ilk defa bu yıl Tarım Bakanlığımızın başlattığı %50 hibe destekleme kapsamınada bu makine alınmıştı. Bakanlığın desteklemeleri önümüzdeki yıllardada inşallah genişletilerek devam edecek.

13 Haziran 2009

MAYIS AYINDAN KALMA...

-
Uzun zamandan beri yayınlayamadığım karakovan görüntüleri. Eşimin karakovanı çok sevdiği için bu yıl tekrar bu kovanı doldurmayı planlamıştık, iyi bir kovan arıyı bu karakovana silkeledik ve geri kalan yavrulu çıtaları başka kovanlara takviye olarak verdik. Ben karakovanların kılıçlamasına değil kapağın olduğu şekilde (kalkan veya kalburcu) olmasını istediğim için karakovana kılavuz petek yapıştırdım. Ama arılar kendi istediğini yaptı, önce benim taktığım kılavuzlardan üç tanesini iyice kabartmaya başladı sonra kılıçlamasına örmeye başladı. Bu şekilde olmasını istemediğim için yapmaya başladıkları küçük küçük dört peteği bozdum ve yeniden kılavuz bağladım. Son hali ise maşallahı var arkaya kadar doldurdu sayılır en arkaya iki tane kasnak yerleştirdim onlarında birisi kabartılıyor. Önceki yıl bu kovandan kestiğim bir petek dokuz kilo altıyüz gram gelmişti. Bu yıl mevsim daha güzel olduğuna göre her halde 11 kiloluk petek keserim.


Bu video 23 mayısta çekilmişti, petek örme istediğim şekilde devam ediyordu. Yantaraftaki fotoğraf kovanın önden görünüşü. Arıların kalabalık ve ana arının genç olması nedeniyle çok hızlı petek ördüler ve ana arı hemen yumurtlamaya başladı. O günden beri ilk parti yavrular doğmaya başladı bile. Arıları kovana silkelediğim zaman güzelde bir varroa mücadelesi yaptığım için gelişmeleri daha sağlıklı oldu. Bir kaç günden beri kestaneler çiçek açtığından dolayı en arka darafa ana arı yumurtlayamıyor ve arılar hızla bal dolduruyorlar. İnşallah hasat zamanıda videoları çekerim.

10 Haziran 2009

MUHTEŞEM ABİ...

Daha önce bana adının Muhteşem olduğunu söylemişti ama tanıdıktan sonra kendisinin ne kadar MUHTEŞEM olduğunu daha iyi anladım. Hasta olduğunu öğrendim ve bu gün telefonu ettim yenge hanımla konuştum, sağlık durumu çok iyiye gidiyor demesi en az ailesi kadar benide sevindirdi. Sayın Doktor Muhteşem TURUNÇ abime ve tüm şifa bekleyen hastalarımıza Yüce mevla'dan acil şifalar diliyorum. Mevlam sevenlerine ve sevdiklerine sağlıklı olarak kavuştursun...




Muhteşem abiiiii hadi çabuk, bak daha yakalayacağımız çooook uçaklar var. Ama haftaya görüşürüz inşallah, şimdilik en iyisi birazcık dinlen. Tüm sevenlerin seni bekliyoruz...

2 Haziran 2009

BİZİM İÇİN ÖZELLER...

Daha önceleride sık sık ziyaretine gittiğimiz Karakavuz köyünde değerli dostlarımızı var. Geçen hafta değerli hocam Tülin ÇOŞKUN telefonla arayarak köye gidelim, İstanbuldan bir ressam Zonguldak'ta sergi açtı ve bizim makbule teyzemizden bahsedilince görmek istediğini söylemiş. Tülin hocamda beni aradı ve programımızı yaptık. Köye giderken görülecek çok güzel yerlerde var, muhteşem tabiatın içinden geçiyorsunuz tertemiz havası ve muhteşem ormanları insanın içine bol bol oksijen veriyor. Soldan sağa: Doç. Dr. Abdurrahman ŞENGÜL, Eğitim fakültesi dekanı Prof. Dr. Erdal ÇOŞKUN, Arıcı kardeşim Adnan İLİK, Ressam Yılmaz ŞENOL ve ben Selahattin GÜNEY. Oturan: Tülin ÇOŞKUN aslında bu kadar değildik, evin önünde kamelyada oturan bir gurup daha var. Arıdan korktukları için oturmayı tercih ettiler.

Dağa çıkılırda yürüyüş yapılmazmı? Yürüyüş esnasında bölgede yoğun olarak bulunan orman gülü çiçeklerinde arılar vardı. Çimenlerin üzerinde uzanarak dinlenmek çok zevkli oluyor.

Dönüş yolunda ise kaynak sularından içmeden geçmek molmazdı elbette, hepimiz doyasıya su içtik. Arılığa geldiğimizde Sayın Dekanımız herkes gibi kara kovanın içini inceledi ve bol bol fotoğraf çekti

Makabule CAN teyzemize gittik, ilerleyen yaşına rağmen bir çoğumuzun yapamadığı çok şeyi yapıyor. Köyde oturuyor olması ona hayat veren unsurlardan bir tanesi, bahçesinde her türlü sebze ekili. Evinden ikiyüz metre uzakta bulunan arılığında 70 den fazla arı kovanına bakıyor. Boş vakitlerinde ise hiç bir eğitimi olmadığı halde inanılmaz güzel resim yapıyor ve görenler hayretler içinde kalıyor. Değerli sanatkar Ressam Yılmaz ŞENOL hocam bir çok sergi açmış, usta gözüyle baktığı Makbule teyzenin resimlerini çok beğendi ve tek tek hepsinin fotoğrafını çekti. Doç.Dr. Abdurrahman ŞENGÜL hocamda makbule teyzedeki hayat dolu enerjiyi görünce fotoğraf çekmeden duramadı.