21 Ağustos 2009

SONBAHAR EĞİTİMİ...

Mevsim itibariyle bölgemizde balını almayan veya gittiği yerden geri gelmeyen arıcımız kalmadı. Şimdi sırada ballarını aldığımız arılarımızın sonbahar bakımını yapmak var, her zaman dediğimiz gibi gelecek yıldaki başarımız arıları nasıl kışa soktuğumuza bağlı. Bu nedenledir ki Zonguldak arıcısının bir kısmını bulundukları bölgede bilgilendirmek amacıyla küçük çaplı bir eğitim semineri düzenledik. Konumuz "sonbahar, kış bakımı, bal'da kalıntı ve Dünya'daki varroa ilaçları"





Salona gelen arıcılarımızla birlikte merhabalaştıktan sonra herkes yerini aldı. Açılış konuşması ardından saygı duruşu ve istiklal marşımızın okunmasından sonra Zonguldak İl Tarım Müdürümüz Sayın Yusuf AKIN konuşmasını yaptı. Sayın müdürümüz ilimize geldikten beri olan değişiklikleri ve tarımda yapılması gerekenleri çok ince ayrıntılarıyla bizlere anlattı. Arıcılık konusunda ise tüm dünyada olduğu gibi daha büyük arılıkların olması gerektiğini ve işletmelerin olması gerektiğini söyledi. Dünya ile rekabet edebilmek için üretimin arttırılması çiftcilerimizin daha sosyal ve eğitimli olması gerektiğini vurgulayan müdürümüzson olarakta bu tür eğitim seminerlerinin önemli olduğunu bölgemiz arıcılarına hayırlı olası nı dilerken katılan konuşmacılara hoş geldiniz dedikten sonra konuşmcıları dinlemek üzere salondaki yerine oturdu.

SONBAHAR VE KIŞ BAKIMI: Bu konuda her zaman arıcılarımızın çok değer verdiği ömrünün 40 yılını bu konularda harçayan değerli bilim insanı sayın Prof.Dr. Muhsin DOĞAROĞLU hocam, kendine has uslubuyla sunumunu yaptı. Her zamanki gülen yüzü ve tatlı sohbetiyle salonda bulunan bizler adeta nefeslerimizi tutarak dinledik. Birkaç seminerine katılmış olmama rağmen her seferinde çok şeyleri öğrendiğimide belirtmem gerekiyor. Benim tavsiyem her ne kadar biliyor isekte mutlaka bu tür eğitim toplantılarını kaçırmayalım. Bazen hiç belli olmuyor bir kelime bile insanın hem bakışını değiştirir hemde bilgi hazinesinde hiç bir şeyin olmadığını hatırlatır. Bir çok kitapta yazdığı gibi dünyanın en değerli ve pahalı şeyi bilgidir. Bu nedenle dinlediklerimizle yetinmeyerek sayın hocamın son yazdığı kitaptanda birer tane alarak dinlediklerimizi dolabımızda saklayacak şekilde belgelemiş olduk.
BALDA KALINTI ANALİZLERİ: Pendik Veterinerlik Araştırma Enstitüsü Kalıntı analiz uzmanı Dr.Vet. Hek. Nurullah ÖZDEMİR Türkiye'de buluna 3 araştırma enstitüsünden biri olan Pendik Araştırma Enstitüsünde tüm gıdalarda olduğu gibi ürettiğimiz baldaki kalıntıları izleyebildiklerini ancak esas görevlerinin üretilen tüm ilaçların kalıntılarını izlemek oldunu belirtti. Enstitüye son alınan cihazlarla uluslararası seviyede ölçümleri yapabildiklerini belirtti. Geçmişten beri arıcılıkta kullanılan bazı ilaçların aktif maddelerinin ciddi manada kalıntı bıraktığını öğrendik. Biz arıcılar olarak sadece varroa'ya karşı veya ağ kurdu için kullandığımız ilaçların öldürüyor olması sonuç alıyoruz anlamına gelmediğini anladık. İnsan olmanın gereği kendimize verdiğimiz değerin kat kat fazlasını karşımızdakine vermeliyizki yaşadığımız hayatın bir değeri olsun. Yoksa kendimize göre iyi dediğimiz ilaçların aslında hem kendimize hemde geleceğimize ne kadar zarar verdiğini bilmiyorsak ciddi manada bir insanlık sucu işliyoruz demektir.
DÜNYADA ARI İLAÇLARI:Dünyada ve Türkiye'de üretilen arı ilaçlarını BioHAYAT firması Ar-Ge müdürü

Vet.Hek. Harun KULOĞLU anlattı.
Dünyada kalıntı bırakmayan ürünlere doğru ciddi bir geçişin olduğunu, ilaç şekillerinde Türkiye'ye göre farklı formların bulunduğunu söyledi.
BioHAYAT olarak bu alandaki eksiği gidermek için yurt dışında üretilen bazı ilaçları getirmek ve olmayanlarıda kendimiz üreterek arıcıların hizmetine sunmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye'de 2000 çeşit hayvan ilacı olmasına karşın 24 arı ilacı bulunmakta ve bunların bir kısmıda ruhsatsız satılmakta...
Ne yazık ki ülkemizde bazı arıcı arkadaşlarımız deri tabahlama sanayiinde kullanılan 3 liralık oxalic acid'i "oksalik asid" varroa ilacı olarak satmakta veya kullanmakta, oysa arıda kullanılan oxalic acid gıdalarda kullanılacak kadar kaliteli olmalı. Son yıllarda büyükbaş hayvanlarda veya tarımda kullanılan bazı ilaçlarında arıcılıkta kullanılması maalesef çok büyük hatalara neden olacaktır. Tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de ilaçlarda organik üretime ağırlık verildiği görülmekte. Yakın zamanda arıcılıkta kullanılan bir çok yeni ve etkili ilaçları arıcılarımızın kullanabileceğini söyleyebilirim. BioHAYAT firmasına arıcılığa ve arıcılarımıza verdiği bu desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
Eğitim semineri sonrasında Çaycuma ilçemizde ARILIĞI bulunan Hasan KALPAKLI kardeşimin nazik davetine icabet ettik. Güler yüzle karşılandığımız arılıkta değerli kardeşim Ekrem KÖSE arı gibi etrafımızda dolaşarak bizleri çok mutlu ettiler. Oradaki yaşadığımız güzel anıların bizde kalması şartıyla ayrıldık ve eski sahil yolundan Zonguldak'a doğru yola çıktık. Değerli arıcı dostlarımızla ve bilim adamlarımızla harika bir gün geçirdik.
HER ŞEY AKLA MUHTAÇTIR, AKILDA EĞİTİME. Hz. Ali (ra)

18 Ağustos 2009

KONTROLE GİTTİK...

Bugün Zonguldak İl Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğünden Veteriner Hekimi Esra ASLAN ile birlikte AKS (arı kayıt sistemi) ye kayıtlı ve 2009 yılı desteklemeden yararlanacak olan ilimizdeki bir kaç arıcıyı ziyarete gittik.


İlk Fotoğraf Gelik beldesindeki arıcımız İrfan ÇOBAN 250 aktif kolonisi var ancak son yaptığı bölmeler destekleme kapsamına girmediği için 200 koloniden destekleme alıyor. Sağ taraftaki fotoğrafta Zonguldak İli Arı Yetiştiricileri Birliği 2. başkanı Ali ÇAKIR'ın arılığı, buradada aktif koloni sayısı 170 olmasına rağmen 150 koloniden destekleme alıyor. Fotoğrafta soldan sağa: Selahattin GÜNEY, Şaban GÜLSEVER, Ali ÇAKIR, Vet. Hek. Esra ASLAN ve Mehmet ÇOBAN

Vet.Hek. Esra Hanım kovanlardaki arı mevcudunuda kontrol etmek için bir kaç kovanı açtırdı, ve bizden çok kendisi merakla açtığımız kovanda ana arıyı görmek istedi. Ana arıda sanki bize inat işte ben burdayım ve bu yaşıma göre (ana arı yaşlandı) görevimi iyi yapıyorum dercesine yumurtlar halde bize poz verdi.

Vet. Hek. Esra hanım arıların hayatını iyice kontrol etmeyi kafasına koymuş, onlar kovanlara bakarken bende arılıktaki bahçede bulunan ve tropikal bir meyve türü olan pepino fidelerini incelemeye başladım. Bu gün bir çok arıcımızı kontrol ettiler ve bende yanlarında refakatcilik yaptım, uğradığımız arıcı kardeşlerimizin gösterdiği ilgi ve güler yüzden dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Akşamın geç saatinde büroya gelerek Perşembe günü Sayın Prof. Dr. muhsin DOĞAROĞLU, Pendik Araştırma Enstitüsü'nden kalıntı analiz uzmanı Sayın Dr.Vet.Hekimi Nurullah ÖZDEMİR hocamızında katılacağı "ARILARDA SONBAHAR BAKIMI, VARROA MÜCADELESİ VE BALDA KALINTI" konulu seminer için hazırlıklarımı sürdürdüm. Toplantı Bakacakkadı beldesinde 100. yıl hizmet ve tatil köyündeki tesislerin toplantı salonunda 20 ağustos 2009 perşembe günü saat 12.30 - 15.00 saatleri arasında yapılacak. TÜM ARICILARIMIZ VE ARI SEVENLER DAVETLİDİR...

10 Ağustos 2009

TEVAZU...

Değerli dostlarım, insan olmamızın gereği sevgi, saygı ve hoşgörülü olmaktır. Menfaatlerimiz doğrultusunda geçmişte iyi dediklerimize gün olupta kötü demek başkadır, çamur atmak başkadır. Benim yetiştiğim ortamda yapılan iyilikleri Allah rızası için yap sana yapılan kötülükleride unut denmişti ve o kültürle büyüdüm. Hayatımda hiç kimseyi aşağılamadım ve 53 yaşıma kadarda onurumla yaşadım, çevremdeki yakın dostlarımda iyi bilirlerki toplum içerisinde her zaman kendimi küçük görmüşümdür ama bu asla alçaklık anlamında değildir. Aslında yazacaklarım bu kadar değil, son zamanlarda adıma atfen yazılan yorumlar beni rahatsız ettiği için bu yazıyı yazdım. Yazıyı yazan kardeşimizede yazarak durumu anlattım, isterdim ki iyi veya kötü bir cevap yazsın maalesef gale bile almaması bana bu cevap hakkını verdiği kanaatindeyim. Bloglarda yazı yazmakla her şeyi biliyorum anlamına gelmez, ama bildiklerimizi paylaşmak bilmediklerimizi öğrenmek için çok iyi bir araç olduğu da inkar edilemez. Ancak yazarkende okurkende kimsenin şahsiyetiyle onuruyla oynama hakkınıda vermez....
Bu yazıyı okuduğunuzda bakın atalarımız birbirilerine nasıl muamelede bulunuyorlar, o nedenledirki onları toplum da büyük adam yerine koymuştur. Yoksa herkesin bir damla su kadar olduğunu tekrar yazmama gerek yok her halde...
TEVAZU...
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektas Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektas Veli'ye anlatır ve Hacı Bektas Veli: - ' helal değildir ' diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır . Mevlana ise; bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana söyle der: - Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir. Adam üşenmez kalkar Hacı Bektas dergâhı'na gider ve Hacı Bektas Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli'ye sorar. Hacı Bektas da söyle der: - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.
Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen bir insan olmamız dileğiyle...

5 Ağustos 2009

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...

Rahman ve rahim olan Allahım, bu gecede sen biz insanların yari ol, yardımcımız ol, azımızı çok, noksanımızı tamam eyle, hanelerimize bereket , vücudumuza sıhhat, gönlümüze muhabbet ver, dertli kullarına deva, borçlu kullarına eda ihsan eyle, sen bizi bizden iyi bilirsin yarabbi bizim kalbimizden geçen ama dilimizle ifadeden aciz olduğumuz muradımızı lütfunla bahşeyle yarabbi. bu yazıyı okuyan dostlarım da amin diyeceklerdir inanıyorum çünkü ben duamı onlar ve tüm insanlar için ediyorum, duamı kabul eyle yarabbi. amin.
-- Kanat vardır doğan'ı sultana götürür, kanat vardır kuzgun'u leşe getirir... Bilgisiz kişiye öğüt vermek, çorak toprağa tohum atmak gibidir,,(Hz.mevlana)

27 Temmuz 2009

SONBAHAR VARROA MÜCADELESİ...

Bal hasadı sonrası ilk yapılacak işlerimizden biriside arılarımızı gelecek yıl için hazırlamaktır. Bu nedenle işlerimizi öncelik sırasına koymamız gerekiyor, öncelik balları alınan arılarımızda iyi bir VARROA mücadelesi yapmamız gerekir, sonrasında sonbahar şuruplaması başlayacak. Varroa mücadelesinde en çok dikkat edilecek konulardan biriside kullanılan ilaçların sağlıklı ve ruhsatlı olması gerekir. Piyasada insan sağlığına ve arı sağlığına son derece zarar veren ilaçlar çok ucuza satılıyor. Arıcılar olarak ilaçların içeriğini ve sağlığımızla ilgili olan bilgileri biliyor olmamız gerekir. Bir başka önemli konu ise varroa mücadelesinde üst üste aynı ilaçla ilaçlama yapmanın varroa'da direnç oluşturması, kullanılan ilaçın etkisinin azaldığı ve varroaların ilaçlara karşı direnç kazandığını bilmemiz gerekmektedir.


Geçtiğimiz ilkbaharda arılığımda ayrı firmaların ayrı ilaçlarını denemiştik, yaptığımız saha çalışmasında ilaç firmalarının çalışma guruplarında dönüşümlü olarak kullandığımız ilaçlar vardı. Bal hasadı sonrasında LAVİTA firması tarafından ithal edilen Flumetrin etken maddeli ilacı kullandık. Lavita Ürün sorumlusu Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Gözde ARSLAN ile birlikte çalışma gurubundaki varroa ilaçlamasını bu gün yaptık. Son söz olarak Değerli hocam Sayın Nizamettin KAYRAL diyorki: ...ARIYA YAPILAN EN İYİ BAKIM SONBAHARDA YAPILAN BAKIMDIR...

22 Temmuz 2009

ÇERÇEVELERİ YALATMA...



Balları alınmış çerçeveleri arılara yalatmak için neler yaptığımın videosunu çektim. Dünkü yazıma yorum yazan arkadaşlardan Yusuf ŞİMŞAK kardeşim kasaları aldın çerçeveleri nasıl yalatacaksın demişti, hem ona hem de bu işte yeni olan arkadaşlara bilgi vermek amacıyla bu akşam video çekeceğimi yazmıştım. Değerli arı dostları işin en riskli bölümü bal hasadında ve sonrasında çevrede bal kalmadığı için arılar yağmacılığa çok çabuk başlıyorlar. Bu nedenle elimizden geldiğince çok çok dikkatli olmalıyız. Yalatmaya verdiğim çerçevelerin görüntüsü net olsun diye ben bile biraz erken hareket ettim esasında hava karardıktan sonra yapılması en doğrusudur. Mustafa HİLMİ kardeşimiz gibi eğer alt kattan bal aldınızsa o zaman alt kata yalatmak için verilen çerçeveler arı kışa hazırlanacağı zaman alınmalı, yani sonbahar şuruplamasına başlamadan önce alınır. Ancak kuluçkalıktaki arılı çerçeve sayısı fazla olduğu zaman hiç alınmamalıdır. Arıyı kışa hazırlama konusunu ayrıca yazacağım, bu konuda bir çok arkadaşımın bloglarında çok güzel yazılarda vardır.

21 Temmuz 2009

BAL HASADI ve BAL SÜZME...

-

-------------BAL HASADI ----------------VE---------------------BAL SÜZME

Bir çok bölgede bal sezonu devam ediyor, bizim gibi tek sağım yapacak olan arıcılar için ise sezon bitmiş bulunuyor. Bende bu yıl bal hasadına başladım Allah tüm arıcılarımıza gönüllerince ürün üretmeyi nasip eylesin...

NOT: BU AKŞAM SÜZDÜĞÜM ÇITALARI YALATMAK İÇİN VERİRKEN VİDEO ÇEKECEĞİM. TÜM YORUM YAZAN ARKADAŞLARIN İLGİ VE TEMENNİSİNE TEŞEKKÜR EDERİM...

11 Temmuz 2009

ESKİMEYEN DOSTLAR...


Uzun zaman oldu yoğun işlerimden ve hastalarımızın olmasından dolayı blogda yazamadım. Kızımın stajı için geçen hafta Bursa Yenişehir'e MAY tohum firmasına gittim, işlerimizi hallettikten sonra arıcılık işine başladığım yıllardan beri tanıştığım CİVAN ARICILIK firmasına uğramadan dönmek istemedim. Sayın Mehmet CİVAN abimle yaklaşık 30 yıldır tanışıyoruz çünkü, bana çok büyük emekleri var ve ülke arıcılığına çok büyük hizmetleri olduğu inkar edilemez. Türkiye'de bu gün hemen hemen tüm arıcılarımızın kullandığı polen kapanlarının ilk üreticisidir. O yıllarda Mehmet abi ile polen tuzakları üzerinde yaptığımız çalışmaları çok arıcımız bilmez bile. Arıcılığın olmazsa olmazı olan tüm malzemelerin üretimi için üç kuşak çalışmalara devam ediyorlar ve arıcılarımızın ihtiyacı olan tüm malzemeleri temin ediyorlar. İşlerindeki kalite ve fiyat uygunluğu nedeniyle artık ürünlerini Avrupa'nın bir çok ülkesine satıyorlar, örnek verecek olursam, Fransa, İtalya, İngiltere,İsveç, Azarbaycan, Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Bosnahersek, Etopya, İsrail, Filistin, Cezayir, Finlandiya ülkelerine imal ettikleri ürünleri satıyorlar. En son 25-27 Kasım 2008 tarihinde Muğla'da yapılan uluslararası çam balı kongresinde Finlandiya'lı firma tarafından sergilenen ve 4400 euro yani 9000 tl civarında olan yarı otomatik sır bozma makinesini daha kaliteli malzemeden üreterek Türk arıcısının hizmetine sundular. Yerli üretim olan bu makine arıcılarımızın işlerini daha çok kolaylaştıracağı kesin, yaptıkları değişiklikle elektrikle kullanılan bu makineyi gezginci arıcılarımız istedikleri yerde jeneratörle rahatça kullanabiliyorlar. Çok hızlı sır bozmanın yanında çerceveler hiç bozulmuyor ve istenilen kalınlıklarda ayarlanarak bal mumu üretimide yapılmış oluyor. CİVAN ARICILIK bu makineyi yarı fiyatına satışa sundu ve her makine alana birde jeneratör hediye veriyor. Ayrıca ilk defa bu yıl Tarım Bakanlığımızın başlattığı %50 hibe destekleme kapsamınada bu makine alınmıştı. Bakanlığın desteklemeleri önümüzdeki yıllardada inşallah genişletilerek devam edecek.

13 Haziran 2009

MAYIS AYINDAN KALMA...

-
Uzun zamandan beri yayınlayamadığım karakovan görüntüleri. Eşimin karakovanı çok sevdiği için bu yıl tekrar bu kovanı doldurmayı planlamıştık, iyi bir kovan arıyı bu karakovana silkeledik ve geri kalan yavrulu çıtaları başka kovanlara takviye olarak verdik. Ben karakovanların kılıçlamasına değil kapağın olduğu şekilde (kalkan veya kalburcu) olmasını istediğim için karakovana kılavuz petek yapıştırdım. Ama arılar kendi istediğini yaptı, önce benim taktığım kılavuzlardan üç tanesini iyice kabartmaya başladı sonra kılıçlamasına örmeye başladı. Bu şekilde olmasını istemediğim için yapmaya başladıkları küçük küçük dört peteği bozdum ve yeniden kılavuz bağladım. Son hali ise maşallahı var arkaya kadar doldurdu sayılır en arkaya iki tane kasnak yerleştirdim onlarında birisi kabartılıyor. Önceki yıl bu kovandan kestiğim bir petek dokuz kilo altıyüz gram gelmişti. Bu yıl mevsim daha güzel olduğuna göre her halde 11 kiloluk petek keserim.


Bu video 23 mayısta çekilmişti, petek örme istediğim şekilde devam ediyordu. Yantaraftaki fotoğraf kovanın önden görünüşü. Arıların kalabalık ve ana arının genç olması nedeniyle çok hızlı petek ördüler ve ana arı hemen yumurtlamaya başladı. O günden beri ilk parti yavrular doğmaya başladı bile. Arıları kovana silkelediğim zaman güzelde bir varroa mücadelesi yaptığım için gelişmeleri daha sağlıklı oldu. Bir kaç günden beri kestaneler çiçek açtığından dolayı en arka darafa ana arı yumurtlayamıyor ve arılar hızla bal dolduruyorlar. İnşallah hasat zamanıda videoları çekerim.

10 Haziran 2009

MUHTEŞEM ABİ...

Daha önce bana adının Muhteşem olduğunu söylemişti ama tanıdıktan sonra kendisinin ne kadar MUHTEŞEM olduğunu daha iyi anladım. Hasta olduğunu öğrendim ve bu gün telefonu ettim yenge hanımla konuştum, sağlık durumu çok iyiye gidiyor demesi en az ailesi kadar benide sevindirdi. Sayın Doktor Muhteşem TURUNÇ abime ve tüm şifa bekleyen hastalarımıza Yüce mevla'dan acil şifalar diliyorum. Mevlam sevenlerine ve sevdiklerine sağlıklı olarak kavuştursun...




Muhteşem abiiiii hadi çabuk, bak daha yakalayacağımız çooook uçaklar var. Ama haftaya görüşürüz inşallah, şimdilik en iyisi birazcık dinlen. Tüm sevenlerin seni bekliyoruz...

2 Haziran 2009

BİZİM İÇİN ÖZELLER...

Daha önceleride sık sık ziyaretine gittiğimiz Karakavuz köyünde değerli dostlarımızı var. Geçen hafta değerli hocam Tülin ÇOŞKUN telefonla arayarak köye gidelim, İstanbuldan bir ressam Zonguldak'ta sergi açtı ve bizim makbule teyzemizden bahsedilince görmek istediğini söylemiş. Tülin hocamda beni aradı ve programımızı yaptık. Köye giderken görülecek çok güzel yerlerde var, muhteşem tabiatın içinden geçiyorsunuz tertemiz havası ve muhteşem ormanları insanın içine bol bol oksijen veriyor. Soldan sağa: Doç. Dr. Abdurrahman ŞENGÜL, Eğitim fakültesi dekanı Prof. Dr. Erdal ÇOŞKUN, Arıcı kardeşim Adnan İLİK, Ressam Yılmaz ŞENOL ve ben Selahattin GÜNEY. Oturan: Tülin ÇOŞKUN aslında bu kadar değildik, evin önünde kamelyada oturan bir gurup daha var. Arıdan korktukları için oturmayı tercih ettiler.

Dağa çıkılırda yürüyüş yapılmazmı? Yürüyüş esnasında bölgede yoğun olarak bulunan orman gülü çiçeklerinde arılar vardı. Çimenlerin üzerinde uzanarak dinlenmek çok zevkli oluyor.

Dönüş yolunda ise kaynak sularından içmeden geçmek molmazdı elbette, hepimiz doyasıya su içtik. Arılığa geldiğimizde Sayın Dekanımız herkes gibi kara kovanın içini inceledi ve bol bol fotoğraf çekti

Makabule CAN teyzemize gittik, ilerleyen yaşına rağmen bir çoğumuzun yapamadığı çok şeyi yapıyor. Köyde oturuyor olması ona hayat veren unsurlardan bir tanesi, bahçesinde her türlü sebze ekili. Evinden ikiyüz metre uzakta bulunan arılığında 70 den fazla arı kovanına bakıyor. Boş vakitlerinde ise hiç bir eğitimi olmadığı halde inanılmaz güzel resim yapıyor ve görenler hayretler içinde kalıyor. Değerli sanatkar Ressam Yılmaz ŞENOL hocam bir çok sergi açmış, usta gözüyle baktığı Makbule teyzenin resimlerini çok beğendi ve tek tek hepsinin fotoğrafını çekti. Doç.Dr. Abdurrahman ŞENGÜL hocamda makbule teyzedeki hayat dolu enerjiyi görünce fotoğraf çekmeden duramadı.

31 Mayıs 2009

KARA KOVAN AKTARDIK...

Düzce Dağ dibi köyünde arıları olan emekli Emniyet mensubu sayın Fikret YİĞİT abimizin satın aldığı kara kovanları aktarmak için Değerli dostum Yılmaz BİLGİLİ namı diğer ABAZA YILMAZ ile hafta sonu Düzce'ye gittik. hem arıları aktarmak hemde güzel bir video çekmek için iyi bir zamanlamaydı. Ne yazıkki satın alınan kara kovanlar geçen yıldan kalan arılar değil, bu yıl çıkan küçük oğulların konduğu kovanlardı. İçlerinden iki tanesinde biraz arı vardı (üç çerceve yavru bağladım) Güzel olan tek şey güzel insanlar tanımak ve çektiğimiz video oldu. Çünki kara kovanlar artık bu şekilde pek kullanılmıyor, benim arılıktada olduğu gibi sadece nostalji olarak bazı arılıklarda 1 veya 2 tane bulunuyor. Çok sık konmuş kovanların arasında bulunan bu kara kovanlar aktarılacak. Yılmaz abi kovanları aktarmadan önce bir kaç fenni kovanı kontrol etti, sonrada aktarma işimize başladık.
Aktarmak için açtığım en kuvvetli kovan, içinde yeni örülmüş peteklerde ana arı yumurtlamış ve doğumlarda başlamıştı. Arıcılığa başladığım yıllardan beri en çok severek yaptığım işlerden birisi kara kovanlardan arı aktarmak ve ormanlardaki ağaçlarda bulunan arıları ağaçları kesmeden kovanlara almaktı. Bu zevkimizi Fikret abi sayesinde bu yıl yaşamış olduk. Aktardığımız arıların kestane ağaçları çicek açıncaya kadar şuruplamasını tavsiye ettik. Bağladığımız ipleri haftaya kesmek lazım, inşallah bu işide Yılmaz BİLGİLİ abimle beraber gider yaparız.
Arı aktarma işimiz bitti, son bir fotoğraf çekerek oradan ayrıldık ama işimiz bitmedi. Sırada Yılmaz BİLGİLİ abimizin Saz köyde bulunan dağ evine gitmek var. Orada geçen yıl çok arısı vardı bu yıl arıları Ereğli'de, Saz köyde sadece 2 kovanı var. Gitmişken bakmadan dönmek olmaz iyiki de gitmişiz, gördüklerimize inanamadık. Otlar çok hızlı büyümüş her taraf rengarenk çicek. Kovanlara girecek olan arılar adeta akrobasi yapıyor, otları yolduk ve kovanı açtık... O neeeeee, ballıkda 5 çerceve kapalı yavru diğer çerceveler bahar balı dolmuş doğanların yerinede bal konuyor. Bu yüksek rakımlı yerde böğürtlenler açmadı daha, kestane ve ıhlamur alabildiğine var. Bizde gelecek günlere arıyı rahatlatmak ve bal koyacağı yeri hazırlamak için ikinci ballığı koyarak Ereğli'ye döndük. Allah tüm arıcılarımızın bereketini bol eylesin. (Video yüklemede googlede proplem var videoyu daha sonra yayınlayacağım)






Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümünde okuyan ve arıcılık kursuna gelen Kadriye ile Fatma okuldan mezun oldular, buradan ayrılmadan önce vedalaşmak için aileleri ile birlikte ziyaretimize geldiler. Bundan sonraki hayatlarında onlara ve tüm öğrencilerimize başarı ve mutluluklar diliyorum.

20 Mayıs 2009

BAŞ SAVCIMIZI ÇOK SEVERİZ...


Zonguldak Cumhuriyet Baş savcımız Sayın Hüseyin ÖZBAKIR kelimenin tam anlamıyla bir tabiat sevdalısı. Bu özelliğinden dolayı bulduğu her fırsatta dağlarda gezmeyi çok seviyor, tabiattaki tüm canlılara karşı oldukça sevgisi var. Arıcılık sohbetimizde mutlaka arılığımı görmek istediğini söyledi ve fakirhanemizi şereflendirdi. Arılıkta birkaç fotoğraf çekti bu arada özenle baktığımız kara kovanın içini de görmek istediler bende kara kovanı açtım.


Bizler misafirlerimizi çok sevdiğimiz gibi büyüklerimizin ellerinden öperiz, arılarımızda bize çekmiş olacak ki Sayın Cumhuriyet Baş savcımızın elinden öptükleri yetmemiş gibi birde güzel gözünden öptüler. Tabi ki ilk müdahale olarak arı iğnesinin usulüne uygun olarak zehir kesesi sıkılmadan çıkartılması ve sokulan yere buz tutulmasını uyguladık. İşin en güzel yanı ise arı zehirinin faydalarını uygulamalı olarak anlattım. Kendileri zaten kara kovan yapma hazırlığında bu vesileyle arıcılığa başlamadan önce aşısını olması gerekiyordu ve biz arıcılar gibi yıllık aşısını olmuş oldu. Sayın Cumhuriyet Baş savcımıza nazik ziyaretinden dolayı ailecek teşekkür ediyoruz, sağlık ve mutluluklar diliyoruz.

16 Mayıs 2009

2009 YILI ARICILIK DESTEKLEMESİ...

Geçtiğimiz yıl başalayan AKTİF KOLONİ DESTEKLEMESİ için bu yıl yeni Tebliğ yayınlandı. Tüm arıcılarımıza hayırlı olsun. Desteklenmeden faydalanabilmek için mutlaka ARI YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ üyesi olmak ve Arı Kayıt Sistemine (AKS) kayıtlı olmak gerekiyor, bu nedenle şimdiye kadar üye olmayan veya arıcılığa yeni başlayan arkadaşlarımız zaman kaybetmeden işlerini yapmaları gerekiyor.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İpek Böceği ve Arı Yetiştiriciliği Desteklemeleri

Arı yetiştiriciliğinin desteklenmesi

MADDE 10 – (1) Arıcılık Kayıt Sistemine (AKS) kayıtlı, en az otuz adet arılı kovana sahip birlik üyesi arıcılara, aşağıda belirtilen kriterler çerçevesinde koloni başına destekleme ödemesi yapılır. Bingöl, Bitlis, Siirt ve Kırklareli illerinde geleneksel olarak eski tip koloni ile geçimini sağlayan üreticiler, ilde oluşturulacak komisyonun uygun bulması durumunda eski tip koloni için desteklemeden faydalandırılır.
a) Destekleme ödemesinden yararlanacak arıcılar, arılığın bulunduğu ilin il/ilçe müdürlüğüne 15/5/2009 ile 15/7/2009 tarihleri arasında aşağıdaki belgelerle başvuruda bulunur;
1) Dilekçe (Ek-1),
2) Arılık ve Koloni Bildirim Formu (Ek-2),
3) Arıcı kayıtlı olduğu il/ilçe dışında müracaat ediyor ise Arı Konaklama Belgesi ve Yurtiçi Hayvan Sevklerine Mahsus Veteriner Sağlık Raporu,
b) İl/ilçe müdürlükleri, destekleme talebinde bulunan üreticilerin işletmelerini 15/5/2009 ile 15/10/2009 tarihleri arasında arılıkta inceleyerek "Arılık ve Koloni Tespit Tutanağı"nı (Ek-3) düzenler. Bağlı bulunduğu ili dışında başvuruda bulunan gezginci arıcılar için tespit tarihi bitimi ise 30/9/2009’dur. İl/ilçe müdürlükleri gezginci arıcıların desteklemeye konu olan belgelerin (Dilekçe, Arılık ve Koloni Bildirim Formu, Arılık ve Koloni Tespit Tutanağı, Arı Konaklama Belgesi ve Yurt içi Hayvan Sevklerine Mahsus Veteriner Sağlık Raporu) asılları veya onaylı suretlerini üreticinin işletme adresinin kayıtlı bulunduğu il/ilçe müdürlüğüne 5/10/2009 tarihine kadar gönderir.
c) Arıcının kayıtlı olduğu il/ilçe müdürlükleri, AKS'den alınan birliklere göre düzenlenen "Koloni Hak Ediş Belgesi"ni (Ek-4) 26/10/2009 ile 10/11/2009 tarihleri arasında on iş günü süre ile il/ilçe müdürlüklerinde askıya çıkarır.
ç) Arıcının kayıtlı olduğu ilçe müdürlükleri desteklemeye konu belgeleri, icmal ekinde en geç 16/11/2009 tarihine kadar il müdürlüğüne gönderir.
d) İl müdürlükleri tarafından alınan belgeler kontrol edilip onaylandıktan sonra düzenlenen "Koloni Destekleme İcmali"nin (Ek-5) en geç 23/11/2009 tarihine kadar onaylı (ıslak imzalı) bir sureti TÜGEM'e, ayrıca excel ortamında aricilik@tarim.gov.tr adresine gönderilir.
e) AKS sisteminin yürütücüsü Bakanlık ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliğidir. AKS'ye üye olmak isteyen bal üreticileri birliği üyeleri adına il/ilçe müdürlüklerince sistemden işletme açılacaktır. Bal üretici birliği üyelerinin AKS'ye arılık ve koloni girişleri, arı yetiştiricileri il birlikleri veya gerekirse Bakanlık talimatı ile il/ilçe müdürlükleri tarafından yapılacaktır.
f) Aktif arı koloni desteklemesine konu olacak kovan sayısı, işletme başına en fazla bin adettir. Bal üretici birliklerinin tüzel kişilik olarak AKS'ye kayıt olmaları durumunda bu sayı aranmaz.

11 Mayıs 2009

ÜÇÜNCÜ KUŞAK...

Adı güzel, işleri kendinden güzel. Umut Barış ERYİĞİT henüz altı yaşında ama üçüncü kuşak arıcılık yapıyor. Giydiği çocuk maskesi bile kendisine büyük geliyor. Geçen gün dedesi Hüseyin ERYİĞİT ile konuşurken işte benim en büyük yardımcım bu dedi, eeee kolay değil 300 ün üzerinde arı bakılacak. Babası Muhammet Ali ERYĞİT hem çalışıyor hemde arılara bakıyor ama onun yokluğunda oğlu dedesine körükçülük yapıyor ballık taşıyor hatta inanılmayacak belki ama çıkan oğulları ben alacağım diye dedesiyle kavga bile ediyor. ALLAH NAZARDAN SAKLASIN......
Umut Barış körüğü yaktı dedesi ile birlikte doğru arılığa, bu gün bir kaç kovana ballık konacak.

Evet ballık konacak ama körüğü kovana sıkmak için önce kovanın üzerine Umut çıkması lazım. Konan ballıkta çerceve düzeni için dedesine talimatta veriyor....İşler devam ederken olan oldu bir oğul çıkmaya başladı işte Umut Barış için en güzel an...

Oğul dalda şimdi bunun kovana silkelenmesi lazım, boyu yetişmediği için her zaman yaptığını yapıyor. Kovanın üzerine çıkarsın boyun uzar, sonra dalı silkelersin nasılsa oğul bu kovana girmeyecekmi. Şimdi yere düşen arıya dumanla yol gösterdinmi kuzu gibi hepsi içeriye girecekler... Fotoğrafı çeken arıdan korktuğu için daha güzel görüntüleri alamadı. Umut Barış arıları eliylede alıp kovana koyabiliyor.
Dedesi seyrederken çok yoruldu ve kovanın az uzağında oturdu. İşin kahramanı Umut Barış ise başarmanın haklı gururu ile kovana koyduğu oğul arının hemen yanına oturup yorgunluğunu atıyor.
Tebrikler, Geleceğin BÜYÜK ARICISI.....
Allah ömrünü uzun eylesin, ailene Vatana ve Millete hayırlı olarak büyü inşallah.

8 Mayıs 2009

KURSLAR BİTTİ...

Ön sıra, soldan sağa: Mehmet Şerif KARAKURT (Diyarbakır) - Süleyman BALCI (Uşak) - Ercan SANCAR (Kütahya) - Selahattin GÜNEY - Ali POLAT (Çorum) -Kadir AY (Tokat)
Orta sıra, soldan sağa: Ali AYKAN (İzmir) - Akın İNCE (Hakkari) - Yusuf KAYA (Ağrı) - Mehmet DEMİR (Diyarbakır) - Celal ŞAHİN (Karaman)
Arka sıra, soldan sağa: Hamit ÇAÇA (Mardin) - Mehmet ALPAN (Bitlis) - Veysel RUA (Van) - Mehmet YILDIRIM (Kars) - Ali UÇAR (Malatya) - Salih DAVAZ (Bitlis)
Karadeniz Bölge Komutanlığında görev yapan askerlerimize Karadeniz Ereğli Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu ile birlikte düzenlediğimiz arıcılık kursu bitti. Son gün hatıra fotoğrafı çektik. Vatani görevini yapmakta olan tüm askerlerimize görevlerinde başarılar ve hayırlı teskereler diliyorum.
Ormanlı Beldesinde ise akşam kursumuz vardı onuda bu gün bitirdik. Kursta Okul öğretmenlerimizin ve İmamlarımızın katılımı oldukça fazlaydı. Her kursta olduğu gibi bu kursunda sonunda sınav vardı, bende sınav anını görüntüledim. Kurs oldukca kalabalıktı, tüm katılanlara bundan sonraki hayatlarında ARI ailesi yaşamı kadar düzenli ve gönüllerince mutlu olmalarını dilerim.

2 Mayıs 2009

İŞ ÇOK ZAMAN YOK...

Fİrmanın AR-GE sorumlusu Veteriner Hekimi Harun KULOĞLU ve Veteriner Araştırma Enstitüsünden Dr. Uzman Veteriner Hekimi İlyas Tümer Kovan kontrollerini yaparken birlikteydik. İlkbaharda başladığımız varroa saha çalışması devam ediyor. Kullandığımız ilaçlardan yurt dışı menşeli olanlardan bir tanesi, bu ilaç varroa dökmede başarılı ancak çerçeveye asıldığında yavru sahasında düzen bozuldu ve şeritin altında yavrulama yok veya yavrular söküldü. İlaç şeridi altındaki bozuk yavru düzeni...
Bu gurup özellikle sonbahar varroa ilaçlaması yapılmayan arılardan satın alındı, fotoğrafta kapalı yavru gözlerinde varroa zararından dolayı gelişemeyen (dumura uğramış) değişik kademede yavrular görülüyor. Bir çok arıcı arkadaşımız yağmurlu veya bozuk havalardan sonra kovan önünde gördükleri bu yavruları soğuktan sökülmüş zannetse bile bunlar varroadan dolayı gelişemeyen arılardır. Ana arının daha iyi beslenerek daha sağlıklı arıların gelişmesi için üzerinde çalışmaların ruhsat aşamasına geldiği ARI MİNERALİ olarak bilinen bir ürünü arılara verdiğim şurupta kullandım. Anaarının yumurta sayısında gözle görülür artış olduğu gibi doğan yavrularında daha sağlıklı olduğunu gözlemledik. Tamamen doğal ürünlerden üretilen bu ürün anaarının yumurta sayısını arttırdığı için koloni gücünüde arttırmış oluyor, erken baharda teşvik şuruplamasında verilmiş olması arıları büyük bal akımına daha güçlü hazırlamış olacak. Sonbahar şuruplamasında kullanılırsa arıların kışa dayanıklılığını arttıracak ve kış kayıpları bu şekilde çok daha az olacak. İçeriğinde Sodyum, Fosfor ve kobalt bulunuyor.
Ayrı bir gurupta Lavita firmasının ithal ettiği varostop adlı ilacı kullanıyoruz. Bu ilaç çok ince bir ağaç şerite emdirildiği için yavru sahasında tahripat yapmadığını gördük. Varroa dökümü iyi etki süresi 42 gün, bizim uygulama süremiz henüz dolmadı. Sonbahar ilaçlaması yapılmamış olan bu gurupta gelişme güzel ve varroa sayısı oldukça azaldı.
İlkbahar mevsimi başlamasıyla birlikte sadece arılarımızla çalışmıyorum. Her yıl olduğu gibi uygulamalı arıcılık kurslarımıza devam ediyoruz. Bu dönem yine Karadeniz Bölge Komutanlığında askerlerimize kurs vermeye başladım, hafta içinde uygulamayı benim arılıkta yapacağız. Sabah 09.00 bu kursa başlıyor 11.30 da bitiriyoruz. Akşam 18.00 de Ormanlı beldesinde bir başka kursa gidiyorum burada 45 kişinin katıldığı akşam kursumuz var, eğer yarın hava açık olursa uygulama yapacağız olmazsa önümüzdeki hafta uygulamayı yapacağız.
Yaptığımız saha çalışması sadece firmaların ilaçları ile sınırlı değil. Ankara Üniversitesi biyoloji bölümünden uzman biyolog Ayça ÖZKAN kovanlardan dökülen varroaların sayımını yaparak topluyor. Bu varroalarla farklı bir çalışma yapılacak ve bu bilgileride ilerde paylaşacağız.
23 Nisanda Ankaradan gelen Anadolu İzlenimleri Dergisi Bölgeler Koordinatörü sayın Refik Can KÖKSAL ile arıcılık ve birliğimiz ile ilgili çok güzel bir roportaj yaptık. Sohbetimizin roportaj sonrası devamı bizi birbirimize adeta yakınlaştırdı, tekrar görüşmek için sözleşerek başka illerde çalışmalar yapmak için ayrıldılar.